Susuzluğumuzun İşareti

İsraillilerin Tarihinde , Yasa verildiği halde Kutsal Kitap tarihlerinin büyük ölçüde bu Yasa’ya itaatsizlik ve günah işlemekten ibaret olduğunu gördük. Zebur’a Giriş () makalesinde bahsettiğim gibi, Davut ve Süleyman’dan (A.S.) sonra gelen Krallar, bu tanrısal kralların fiziksel çocukları olsalar da birçoğu kötüydüler. Bu nedenle Allah onları uyarmak için Zebur’da geçen birçok peygamberi gönderdi.

Yeremya – Uyaran Peygamber

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2012/12/Jeremiah-timeline.jpg

Yeremya Peygamberin, Zebur’un diğer peygamberleriyle zaman çizelgesindeki yeri

Yeremya peygamber (A.S. – Peygamberler Çizelgesinde görebilirsiniz) günah ve kötülüğün çok olduğu Krallar döneminin başında yaşamıştı. Bahsettiği günahlar günümüzde de çok yaygın olan günahlardır: zina, sarhoşluk, cinsel ahlaksızlık, putperestlik, büyücülük, yolsuzluk, kavga, şiddet, yalan, fakirleri sömüren zenginler, vs. Ancak Yeremya Kitabına günahlarının bir özetini vererek başlar ve tüm günahlarını sadece ikiye ayırır:

 Çünkü halkım iki kötülük yaptı: Beni, diri suların pınarını bıraktı, Kendilerine sarnıçlar, Su tutmayan çatlak sarnıçlar kazdılar.

Yeremya 2:13

Yeremya peygamber günahı daha iyi anlamamız için metafor kullanır. Allah (peygamber aracılığıyla) onların susamış insanlar olduklarını söyler. Susamak kötü bir şey değildir – ama iyi sudan içmeleri gerekir. Allah susuzluklarını giderebilecek olan iyi suydu. Fakat, susuzluklarını gidermek için O’na gitmek yerine, İsrailliler susuzluklarını giderebilmek için sarnıçlara gittiler ama bu sarnıçlar kırıktı ve bu nedenle içlerinde su yoktu. Başka bir deyişle, bütün o farklı günahları, susuzluklarını gidermek için Allah’a yönelmek yerine başka şeylere gitmek ile özetlenebilir. Fakat bu başka şeyler susuzluklarını gideremezlerdi. Sonuç olarak günah işlemeye devam eden İsrailliler hala susamışlardı ama Allah’ı seçmedikleri için sadece kırık sarnıçlara tutundular – yani bütün sorunlarına ve zorluklarına neden olan günahlarına…

Süleyman’ın Bilgeliği bizim ‘kırık sarnıçlarımızı’ açığa çıkarır

Hatta bu Süleyman (A.S.) tarafından da deneyimlenip açıklanmıştır. Allah’ın Lütfuna teslim olduğumda öğrendiğim Bilgelik makalemde açıkladığım gibi, ben de en derin etkiye sebep olan Süleyman’ın yazılarıydı. Yaşamını, isteyebileceği her şeye sahip olduğu bir yaşam olarak tanımladı, ama sonunda hala ‘susuz’ kaldı. Her yerde mevcut olan ‘kırık sarnıçlardan’ içme eğilimlerini şöyle anlatıyor.

“Her şey boş, bomboş, bomboş!” diyor Vaiz. Vaiz 1-2

Süleyman’ın bilgeliği ve Yeremya’nın uyarısı bugün bizler için yazılmıştır. Bu özellikle günümüzde, önceki dönemlerden daha çok zenginlik, eğlence, film, müzik vs. çağında yaşadığımız için geçerlidir. Modern toplum çağımız, tüm çağlar arasında en zengini, en eğitimlisi, en gezgini, eğlencelisi, mutlusu, motive edilmişi ve teknolojik olarak ilerisidir. Bu nedenle bu tür şeylere çok kolay kayabiliriz – ve çağımızla gelen diğer şeylere: pornografi, yasadışı ilişkiler, uyuşturucular, alkol, kibir, para, sinir, kıskançlık – bunların susuzluğumuzu gidereceklerini düşünürüz. Bütün peygamberlerin Yasa’sından bu tür şeylerin yanlış olduklarını biliriz ama yüreğimizdeki susuzluğu gidereceklerini düşündüğümüzden onları arzularız. Bu Süleyman’ın, Yeremya’nın, diğer peygamberlerin zamanında ve ayrıca bizim zamanımızda aynıdır.

Yeremya ve Süleyman’ın uyarısı, kendimize dürüst sorular sorabilmek için Allah tarafından gönderilmiştir:

  • Neden modern çağımızda depresyon, intihar, obezite, boşanma, kıskançlık, nefret, pornografi ve bağımlılıklarla mücadele ediyoruz?
  • Siz susuzluğunuzu gidermek için hangi ‘sarnıçları’ kullanıyorsunuz? Bu sarnıçların içinde ‘su’ olabiliyor mu?
  • Süleyman kadar bilgelik, sevgi ve zenginlik başarılarına sahip olabileceğinizi düşünüyor musunuz? Eğer bu başarılarıyla tatmin olmamışsa, siz susuzluğunuzu bu tür şeylerle giderebileceğinizi düşünüyor musunuz?

Günah buyrukları yerine getirmemek ve aynı zamanda dikkat etmemiz gerekn bir şeydir. Susuzluğumuzun bir İşareti’dir. Bu susuzluğumun ne olduğunun farkına varırsak bilgelik kazanmış oluruz. Allah bunu Zebur’a koydu çünkü susuzluğumun çok iyi farkındadır. Çünkü susuzluğumuzu Allah giderebilir – gidermek istiyor. Buna her zamanki yoluyla başla – özel bir peygamberlik vaadi vererek – ve Yeremya aracılığıyla. Bir sonraki makalemizde buna bakacağız.

Zebur’un Tanıtımı

Davut (A.S.) peygamberler arasında çok önemlidir. İbrahim Peygamber (A.S) torunlarının ve büyük bir milletin vaadiyle (promise of descendants and a great nation) yeni bir döneme (yani Allah’ın insanlarla olan ilişkisine) başladı ve sonra büyük bir fedakarlık örneği gösterdi (great sacrifice.) Sonra Musa Peygamber (A.S.) Fısıh Bayramında kurban yoluyla (Passover sacrifice) – İsrailoğullarını kölelikten kurtarıp, onlara bir ulus olmaları için bir kanun verdi. (gave them a Law ) Fakat eksik olan, Allah’ın lanetleri yerine bereketlerini (blessings instead of the curses) alacak şekilde hükmedecek bir Kral’dı. Davut (A.S.) o kral ve o peygamberdi. O farklı bir dönem başlattı – Krallar Yeruşalim’den hükmetti.

Kral Davut (A.S.) kimdi?

İsraillilerin Tarih çizelgesinden () Davut’un (A.S.) İbrahim’den (A.S.) bin yıl ve Musa’dan (A.S.) 500 yıl sonra, yaklaşık M.Ö. 1000 yılında yaşamış olduğunu görebilirsiniz. Davut (A.S.) ailesinin kuzularına bakan bir çoban olarak başlamıştı. İsraillilerin dev ve ezeli düşmanları – Golyat – İsraillileri ele geçirmek için bir ordu yönetmişti ve İsraillilerin teşviği kırılıp yenilmişlerdi. Fakat Davut (A.S.) Golyat’a meydan okudu ve savaşta onu yendi. Genç bir çoban çocuğun bir devi yenmiş olması o kadar dikkat çekiciydi ki Davut (A.S.) ünlü oldu. Daha sonra İsrailliler düşmanlarını yenmeye gittiler. Kur’an Davut (A.S.) ve Golyat arasındaki bu savaşın detaylarını aşağıdaki ayetle anlatır;

Sonunda Allah’ın izniyle onları yendiler. Davud da Câlût’u öldürdü. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lâkin Allah bütün insanlığa karşı lütuf ve kerem sahibidir.

2. Sure: 251

Davut’un ünü bu savaştan sonra artmaya başladı. Ancak, uzun ve zor deneyimlerden sonra kral oldu çünkü hem yurt dışında hem de İsrailoğulları arasında ona karşı çıkan birçok düşmanı vardı. Kutsal Kitap’ta I. ve II. Samuel kitapları bu mücadeleleri ve Davut’un (A.S.) zaferlerini anlatır. Samuel (A.S.) Davut’u (A.S.) Kral olarak kutsamış peygamberdir.

Davut (A.S.) aynı zamanda Allah’a güzel şarkılar ve şiirler besteleyen bir müzisyen olarak da ünlüydü. Sad Suresi’nde (38. Sure) bundan bahsedilir:

Sen, onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla! Yönü hep Allah’a dönüktü. Her sabah ve her akşam Allah’ın yüceliğini dile getirirken dağları ve çevresinde toplanmışken kuşları Dâvûd’a eşlik ettirdik. Hepsi de Allah’a yönelmişlerdi. Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, kendisine hikmet ve anlaşmazlıkları bitiren konuşma yeteneği vermiştik

Sad Suresi 38:17-20

              

Bu ayetler Davut’un (A.S.) savaşçı gücünü ama aynı zamanda da neredeyse kuşların Yaratıcıları için söyledikleri ezgiler kadar güzel olan ‘Övgüleri’ teyit ederler. Aynı zamanda Kral olarak Allah tarafından ona ‘konuşma bilgeliği’ verildi. Davut’un (A.S.) bu ezgileri ve şiirleri kaydedilmiştir ve Zebur kitabını oluşturur – aynı zamanda Mezmurlar olarak da bilinir. Bilgeliği ona Allah tarafından verilmiş olduğu için, Davut’un (A.S.) bu kayıtları Kutsal’dır ve Tevrat gibi ilham edilmiştir. Kur’an bunu şöyle açıklar:

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud’a da Zebur’u verdik.

Sure 17:55

 Süleyman – Zebur’un devamı

Fakat bu ilham verici yazılar, ileri yaşta Kral olarak ölen Davut (A.S.) ile sona ermedi. Oğlu ve varisi, yine bilgeliği için Allah’tan ilham alan Süleyman’dı (A.S.) Sad Suresi şöyle açıklar: Biz Davud’a Süleyman’ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah’a yönelirdi..

Biz Davud’a Süleyman’ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah’a yönelir Biz Davud´a Süleyman´ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah´a yönelirdi.

Surah Sad 38:30

Ve;

Dâvûd’u ve Süleyman’ı da an. Bir zamanlar, (zarar görmüş) bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir topluluğun koyun sürüsü, geceleyin başı boş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz de onların hükmüne tanık idik. Süleyman’ın dava konusunu iyi anlamasını sağladık. Her birine de hükmetme yeteneği ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Dâvûd’un buyruğu altına soktuk. Bunları yapan bizdik. 

Surah21:78-79

Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.

Surah27:15

Böylece Süleyman (A.S.) Kutsal Kitap’a bilgelik ilhamı dolu kitaplar eklemeye devam etti. Kitaplarının adları Süleyman’ın Özdeyişleri, Vahiy ve Ezgiler Ezgisi’dir.

Diğer Peygamberler

Ancak Süleyman’ın (A.S.) vefatıyla, sonraki Krallar Tevrat’ı takip etmediler ve bu kralların hiçbirine ilham verici mesajlar verilmedi. Tüm İsrail Kralları arasında sadece Davut ve Süleyman (A.S.) Allah’tan esinlenerek yazılar yazardı – kral olmanın yanı sıra peygamberlerdi. Fakat Allah, Süleyman’dan sonraki krallara peygamberler aracılığıyla uyarı mesajları gönderdi. Büyük bir balık tarafından yutulmuş olan Yunus peygamber bu peygamberlerden bir tanesiydi. Bu durum birçok peygamber gönderilerek yaklaşık 300 yıl boyunca devam etti. Onların uyarıları, yazıları ve kehanetleri de Kutsal Kitap’taki ilham almış Kitaplara eklendi. Burada (here) açıklanmış olduğu gibi, İsrailliler sonunda fethedildiler ve Babil’iler tarafından Babil’e sürgün edildiler ve daha sonra da Pers İmparatorluğunun kurucusu olan Kiros’un emrinde olan Yeruşalim’e geri getirildiler. Bu süre zarfında peygamberler gönderilmeye ve mesaj vermeye devam ettiler – ve bu mesajlar Kutsal Kitap’ta Eski Antlaşma’nın son kitaplarında yazıldı.

Zebur – Mesih’in gelişini beklemek

Tüm bu peygamberler bizim için önemlidir, çünkü uyarılarının içerisinde aslında İncil’in temelini de atmış olurlar. Hatta, ‘Mesih’ unvanı Davut (A.S.) tarafından Zebur’un başlarında söylenmiştir ve sonraki peygamberler de gelecek olan Mesih hakkındaki detaylar konusunda peygamberliklerde bulunmuşlardır. Bu özellikle daha sonraki Kralların Tevrat’ı uygulayamamaları ve İsrailoğulları’nın Emirlere ( Commands) uyamamaları göz önüne alındığında önemliydi. Gelmekte olan Mesih’in vaadi, umudu ve özlemi, o günün insanlarının başarısızlıkları bağlamında kehanet edildi. Tıpkı Musa’nın Tevrat’ta gerektirdiği gibi (had required in the Taurat), peygamberler olarak, geleceğe bakıyorlardı. Bu kehanetler, günümüzde, bilmemiz gereken doğru şekilde yaşayamayan bizler için de geçerlidir. Mesih başarısızlığın ortasında bir umut ışığı olacaktı.

İsa Mesih (A.S.) Zebur’u nasıl gördü ve kullandı

Aslında, İsa Mesih öğrencileri ve takipçilerinin İncil’i ve Mesih rolünü anlamalarına yardımıcı olmak için Zebur’u kullandı. İsa hakkında şöyle yazar:

Sonra Musa’nın ve bütün peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle ilgili olanları onlara açıkladı.

Luka 24:27

 ‘Bütün peygamberler’ deyimi, Zebur’u takip etmiş olan Eski Antlaşma’daki peygamberleri kapsar. İsa Mesih (A.S.) takipçilerinin, Zebur’un öğretilerini ve O’nun hakkındaki peygamberliklerini anlamalarını istedi. İsa Mesih (A.S.) onlara şu şekilde öğretmeye devam etti:

Sonra onlara şöyle dedi: “Daha sizlerle birlikteyken, ‘Musa’nın Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir’ demiştim.”Bundan sonra Kutsal Yazılar’ı anlayabilmeleri için zihinlerini açtı.

Luka 24:44-45

Buradaki ‘Peygamberler ve Mezmurlar’ deyimi Davut’un yazdığı Zebur kitabına (Mezmurlar) ve daha sonradan eklenen kitaplar (‘Peygamberler’) anlamına gelir. İsa Mesih’in (A.S.) onların ‘zihinlerini açması’ gerekiyordu, çünkü ancak o zaman “kutsal yazıları anlayabileceklerdi’(Tevrat ve Zebur’un esinlenmiş kitapları). Bir sonraki makale serimizde amacımız, İsa Mesih’in (A.S.) bu kitaplardan gösterdiklerini takip etmektir; böylece biz de zihinlerimizi açabilir ve İncil’i daha iyi anlayabiliriz.

Tarihi Zaman Çizelgesinde Davut (A.S.) ve Zebur Peygamberleri.

Aşağıdaki resim bu peygamberlerin çoğunu (fakat yer olmadığı için hepsini değil) özetler. Çubukların genişliği her bir peygamberin ömrünü gösterir. Zaman Çizelgesinin renk kodu, Musa’nın Bereketleri ve Lanetlerinde tarihlerini takip ettiğimizdeki gibi (followed their history) İsraillilerin durumlarını takip eder.

When Dawood and other prophets of Zabur lived

Tarihi Zaman Çizelgesinde Davut (A.S.) ve Zebur Peygamberleri.

Kur’an İncil’in Yerini Alır! Kur’an Ne Söyler?

Hem Kur’an’ın hem de Sünnet’in, Kutsal Kitap’ı oluşturan İncil’in (Tevrat, Zebur ve İncil) değiştirilmediğini ve bozulmadığını doğruladığını görmüştük (buraya (here) ve buraya (here) bakınız). Fakat, Kutsal Kitap’ın değiştirildiği, kaldırıldığı, iptal edildiği veya Kur’an’ın yerini aldığı sorusu hala kalır. Kur’an’ın kendisi bu konuyla ilgili ne söyler?

 (Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları koruyucu olarak bu kitabı hak ile indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma. Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.

Maide Suresi 5:48

Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.

Ahkaf Suresi (46):12

İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.  

En’am Suresi(6):92

Hamd, gökleri ve yeri yoktan var eden, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah’a mahsustur. O dilediği kadar fazlasını da yaratır. Kuşkusuz Allah her şeye kadirdir.  

35. Sure 31

Bu ayetler, Kur’an’ın İncil’in önceki mesajını onaylamasından (yerine geçtiğinden, değiştirildiğinden veya kaldırıldığından değil) bahsederler. Başka bir deyişle, bu ayetler inananların ilk vahiyi bir kenara bırakıp sadece sonraki vahiyi incelemeleri gerektiğini söylemezler. İnananlar aynı zamanda ilk vahiyi de incelemeli ve öğrenmelidirler.

Bu da farklı ayetler arasında “hiçbir ayrım” olmadığını söyleyen ayet tarafından doğrulanır. Benim fark ettiğim iki ayet şunlardır:

Peygamber ve inananlar, ona Rabb’inden indirilene inandı. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. “Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır” dediler.  

2. Sure: 285 – Bakara

Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”  

2. Sure: 136 – Bakara

İlk ayet bize havariler arasında bir ayrım olmadığını söyler – hepsi duyulmalıdır; ikincisi ise farklı peygamberler tarafından verilen vahiyler arasında bir fark olmadığını söyler – hepsi kabul edilmelidir. Bu ayetlerin hiçbiri, daha sonraki vahiy onun yerini aldığı için önceki vahiylerin göz ardı edilmesi gerektiğini söyler.

Bu desen İsa Mesih’in (A.S.) örneği ve öğretişiyle uyumludur. Kendisi vahiyin ilk halleri olan Tevrat ve Zebur’un iptal edildiğini söylemedi. Hatta bunun yerine tam tersini öğretti. Kendi İncil öğretisinde, Tevrat’ın Musa’sına gösterdiği saygı, süreklilik ve dikkati fark edebilirsiniz.

“Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak. Bu nedenle, bu buyrukların en küçüğünden birini kim çiğner ve başkalarına öyle öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde büyük sayılacak. Size şunu söyleyeyim: Doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisiler’inkini aşmadıkça, Göklerin Egemenliği’ne asla giremezsiniz!”

Matta 5:17-20

 Hatta O’nun öğretilerini tam anlamıyla doğru anlamak için önce Tevrat’a sonra da Zebur’a gitmemiz gerektiğini öğretmişti. Kendi öğrencilerine şöyle öğretti:

Sonra Musa’nın ve bütün peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle ilgili olanları onlara açıkladı.

Luka 24:27

Sonra onlara şöyle dedi: “Daha sizlerle birlikteyken, ‘Musa’nın Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir’ demiştim.”

Luka 24:44

İsa Mesih (A.S.) önceki vahiyi atlama girişiminde bulunmadı. Hatta öğretilerine ve rehberliğinde oradan başladı. Bu yüzden biz de İncil’i anlamanın temelini oluşturan Tevrat’ın başından başlayarak (starting from the beginning of Taurat) O’nun örneğini takip ediyoruz.