Zebur’un Sonu – Gelecek Olan Hazırlayan ile Biter

Müddessir Suresi (74. Sure) peygamberin (A.S.) örtüsüne sarılıp Kıyamet Günü ile ilgili uyarılarını resmeder.

Ey (örtüsüne) bürünen! (Resûl)![1]

Kalk, (insanları) uyar.

Rabbini tekbir et (büyükle).

Müddessir Suresi 74:1-3

O Sûr’a üfürüldüğü zaman,

 İşte o gün zor bir gündür.

 Kâfirlere kolay değildir.

Müddessir Suresi 74:8-10

Kafirun Suresi (109. Sure) Peygamberin (A.S.) kâfirleri farklı bir yola çağırdığını açıkça göstermektedir.

De ki: “Ey inkârcılar!

Ben sizin tapmakta olduğunuz şeylere tapmam.

Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz.

Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim.

Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.

Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”

Kafirun Suresi 109:1-6

Zebur, tıpkı Müddessir Suresi ve Kafirun Suresinin de tanımladığı gibi ölmüş olan İlyas Peygamber’den (A.S.) bahsederek biter. Fakat Zebur aynı İlyas gibi gelecek olan ve yüreklerimizi hazırlayacak olan bir peygamberden de bahseder. Biz onu Yahya Peygamber (A.S.) olarak tanırız.

Peygamber Yahya’nın (A.S.) gelmesi öngörülüyor

Hizmetkarın İşaretinde Hizmetkarın geleceğinin vaadinin verildiğini görmüştük. Fakat onun geleceğine dair tüm vaat önemli bir soru üzerinde dengelendi. Yeşaya 53 şu soruyla başlar;

Verdiğimiz habere kim inandı …?

Yeşaya 53:1a

Yeşaya (A.S.) bu Hizmetkara kolayca inanılmayacağını ve sorunun Hizmetkarın mesajıyla ya da İşaretleri ile ilgili olmadığını tahmin ediyordu, çünkü yanı sıra isimle de zamanlamada kesin olacaktı ve ‘ayrılacağını‘ da kesin olarak bildiriyordu. Sorun yeterince işaret olmaması değildi. Hayır, sorun insanların yüreklerinin katı olmalarıydı. Bu nedenle Hizmetkarın gelmesinden önce başkasının gelip insanları hazırlaması gerekiyordu. Bu nedenle Yeşaya peygamber (A.S.) Hizmetkarın yolunu hazırlayacak olan için şu mesajı verdi. Aşağıdaki haberi Zebur’da şu şekilde yazmıştır;

Şöyle haykırıyor bir ses:

“Çölde RAB’bin yolunu hazırlayın,

Bozkırda Tanrımız için düz bir yol açın.

Her vadi yükseltilecek,

Her dağ, her tepe alçaltılacak.

Böylelikle engebeler düzleştirilecek,

Sarp yerler ovaya dönüştürülecek.

O zaman RAB’bin yüceliği görünecek,

Bütün insanlar hep birlikte onu görecek.

Bunu söyleyen RAB’dir.”

Yeşaya 40:3-5

Yeşaya (A.S.) ‘bozkırda gelecek olan’ ve ‘Tanrının yolunu hazırlayacak’ olan biri hakkında yazmıştır. Bu kişi ‘Rab’bin yüceliğinin görünmesi için’ bütün engebeleri düzleştirecekri. Fakat Yeşaya bunun hangi şekilde yazılacağını belirtmemiştir.

Malaki Peygamber – Zebur’daki Son Peygamber

The Prophets Isaiah, Malachi and Elijah (PBUT) shown in historical timeline

 

Yeşaya, Malaki ve İlyas peygamberlerin (A.S.) tarihsel zaman çizelgesindeki yerleri

Yeşaya’dan yaklaşık 300 yıl sonra Malaki (A.S.) Zebur’daki son kitabı yazdı. Bu son kitapta, Malaki (A.S.) Yeşaya’nın gelecek olan hazırlayanın hakkında söylediklerini açıklıyor. Şöyle yazıyor:

 “İşte habercimi gönderiyorum. Önümde yolu hazırlayacak. Aradığınız Rab ansızın tapınağına gelecek; görmeyi özlediğiniz antlaşma habercisi gelecek” diyor Her Şeye Egemen RAB.

Malaki 3:1

Burada yine ‘yolu hazırlayacak olan’ haberci öngörülüyor. Bu Hazırlayan geldikten sonra ‘antlaşma habercisi’ gelecek. Malaki (A.S.) hangi antlaşmadan bahsediyor? Yeremya peygamberin (A.S.) Allah’ın yeni antlaşmasını yüreklerimize yazacağını öngördüğünü hatırlayın. Ancak bundan sonra bizi günaha götüren susuzluğumuzu giderebileceğiz Bu Malaki’nin bahsettiği antlaşma ile aynı antlaşmadır. Bu antlaşmanın verilmesinin işaretini Hazırlayan kişinin gelmesi belirleyecektir.

Malaki (A.S.) daha sonra bütün Zebur’u kitabındaki son paragrafı ile bitiriyor. Bu son paragrafta geleceğe bakıp şöyle yazıyor;

“RAB’bin büyük ve korkunç günü gelmeden önce size Peygamber İlyas’ı göndereceğim. O babaların yüreklerini çocuklarına, çocukların yüreklerini babalarına döndürecek. Öyle ki, gelip ülkeyi lanetleyerek yok etmeyeyim.”

Malaki4:5-6

Malaki (A.S.) Rab’bin büyük gününden önce “İlyas’ın” gelmesiyle ne demek istemiştir? İlyas kimdi? Kendisi incelemediğimiz peygamberlerden biridir (çok uzun olacağı için Zebur’daki tüm peygamberlere bakamayız ama kendisini yukarıdaki zaman çizelgesinde görebilirsiniz). İlyas (A.S.) yaklaşık MÖ 850 yıllarında yaşadı. Vahşi doğada yaşamak hayvanlardan yapılmış kıyafetleri giymek ve vahşi yiyecekler yemekle meşhurdu. Muhtemelen oldukça tuhaf görünüyordu. Malaki (A.S.) Yeni Antlaşmadan önce gelecek olan Habercinin İlyas’a (A.S.) benzeyeceğini yazdı.

Bununla birlikte Zebur tamamlanmış oldu. Bu Zebur’daki son mesajdır ve yaklaşık MÖ 450 yılında yazılmıştır. Tevrat ve Zebur gelecek olanların vaatleriyle doludur. Bazılarını birlikte inceleyelim.

Tevrat & Zebur’un tamamlanmayı bekleyen vaatleri inceleniyor

Böylece MÖ 450’de Zebur’un kapanmasıyla Yahudi halkı, bu harika vaatlerin yerine getirilmesini bekleyerek yaşamaktaydı. Ve beklediler ve beklediler. Bir nesil diğerinin yerini aldı ve sonra diğerleri geldi – bu vaatlerin hiçbiri yerine gelmedi.

Zebur bittikten sonra ne oldu

İsraillilerin Tarihinde gördüğümüz gibi, Büyük İskender MÖ 330’da bilinen dünyanın çoğunu ele geçirdi ve bu işgallerden sonra insanlar ve dünya medeniyetleri Grekçe diline hakim oldular. Günümüzde İngilizce’nin, iş dünyası, eğitim ve edebiyat için evrensel bir dil haline gelmesi gibi, o dönemde Grekçe da benzer şekilde baskındı. Yaklaşık MÖ 250 yıllarında Yahudi öğretmenler Tevrat ve Zebur’u İbranice’den Grekçe’ye tercüme ettiler. Bu tercümenin adı Septuagint idi. Burada gördüğümüz gibi ‘Mesih’ ismi buradan gelir ve burada gördüğümüz gibi ‘İsa’ ismi de buradan gelir.

The Prophets Isaiah, Malachi and Elijah (PBUT) shown in historical timeline

 

Yeşaya, Malaki ve İlyas peygamberlerin (A.S.) tarihsel zaman çizelgesindeki yerleri

Bu zaman boyunca (MÖ 30-100 zaman çizelgesinde mavi renkle belirtilmiştir) Mısır ve Suriye arasında süregelen bir askeri rekabet vardı ve İsrailliler bu iki imparatorluk arasında yaşıyorlardı ve düzenli olarak savaşlara katılıyorlardı. Bazı belli Suriye kralları, Grek dinini (putlara tapılan bir din) İsraillilere dayatmaya ve Tek Tanrı’ya ibadetlerini ortadan kaldırmaya çalışıyorlardı. Bazı Yahudi liderler, tek tanrılılıklarını savunmak ve Musa Peygamber (A.S.) tarafından ibadet edilen ibadet saflığını yeniden sağlamak için bir ayaklanma başlattı. Bu dini liderler Yahudilerin beklediği bu vaatlerin yerine getirilmesi miydi? Bu adamlar, Tevrat ve Zebur’da anlatılan sadık ibadet takipçileri olsa da Peygamberlik İşaretlerine uymuyorlardı. Aslında kendileri bile peygamber olduklarını iddia etmediler, sadece dindar Yahudiler putperestliğe karşı ibadetlerini savundular.

Bu dönemle ilgili ibadet saflığını koruyan bu mücadeleleri anlatan tarihi kitaplar yazılmıştır. Bu kitaplar tarihsel ve dini bilgiler verirler ve çok değerlidirler. Fakat Yahudi halkı onları peygamberler tarafından yazılmış olarak görmedi ve bu yüzden bu kitaplar Zebur’a dahil edilmedi. Dindar insanlar tarafından yazılmış iyi kitaplardı ama peygamberler tarafından yazılmamışlardı. Bu kitaplar Apokrif olarak biliniyordu.

Ancak bu kitaplar yararlı oldukları için, genellikle Yahudi halkının tam bir tarihini vermek için Tevrat ve Zebur’un yanına dahil edilirlerdi. İncil ve İsa Mesih’in (A.S.) mesajı yazıldıktan sonra Tevrat, Zebur ve İncil kitapları tek bir kitapta birleştirildi – Kutsal Kitap. Bugün bazı Kutsal Kitaplar; Tevrat, Zebur veya İncil’in bir parçası olmasalar da, bu Apokrif kitaplarını bile içerirler.

Ancak Tevrat ve Zebur’da verilen sözler hala gerçekleşecekti. Grek etkilerini takiben güçlü Roma İmparatorluğu genişledi ve Yahudileri yönetmek için Greklilerin yerine geçti (yukarıdaki zaman çizelgesinde mavi kısımdan sonra gelen sarı kısımdır). Romalılar etkili ama sertçe hüküm sürdüler. Vergiler yüksekti ve Romalılar hiçbir muhalefete tolere etmedi. Yahudi halkı, Tevrat ve Zebur’da verilen vaatlerin yerine getirilmesi için daha fazla özlem duydu, ancak uzun bekleyişlerinde ibadetleri çok katılaştı ve peygamberlerden değil geleneklerden gelen birçok ekstra kural geliştirdiler. Bu ekstra ‘kurallar’ ilk önerildiklerinde iyi fikir gibi görünüyorlardı, ancak Yahudi öğretmenlerin yüreklerinde ve zihinlerindeki Tevrat ve Zebur’un orijinal kurallarının yerlerini hızla aldılar.

Ve sonunda, Allah tarafından verilmiş olan vaatler unutulmuş gibi gözüktüğünde, yüce melek Cebrail uzun zamandır beklenen Hazırlayacak olan kişinin doğumunu müjdeledi. Bugün onu Yahya Peygamber (veya Vaftizci Yahya – A.S.) olarak biliyoruz. Fakat bu bir sonraki makalemizde incelemeye başlayacağımız İncil’in henüz başıydı.

Gelecek Olan Hizmetkarın İşareti

Bir önceki makalemizde Daniel peygamberin, Mesih’in ‘ayrılacağının’ peygamberliğinde bulunduğunu görmüştük. Zebur’daki yolculuğumuzun sonuna geldik. Ama öğrenmemiz gereken az bir şey daha var. Yeşaya Peygamber (aşağıdaki zaman çizelgesinde görebilirsiniz) şu peygamberlikte bulunmuştu:

When Isaiah lived


 Yeşaya peygamberin (A.S.) Zebur’daki diğer peygamberlerle zaman çizelgesindeki yeri

Gelecek olan Mesih, Dal simgesini kullanacaktı. Ama aynı zamanda Hizmetkar diye bahsettiği biri hakkında da yazmıştı. Gelecek olan bu Hizmetkar hakkında uzun bir bölüm yazmıştı. Bu ‘Hizmetkar’ kimdi? Ne yapacaktı? Bu bölümü detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Aşağıda tam olarak yeniden üretiyorum, açıklamak için bazı yorumlar ekleyin.

Gelecek olan hizmetkar Yeşaya peygamber tarafından tahmin ediliyor.  Ayetin tamamı Yeşaya 52:13-53:12)

Bakın, kulum başarılı olacak;Üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek.Birçokları onun karşısında dehşete düşüyorBiçimi, görünüşü öyle bozuldu ki,İnsana benzer yanı kalmadı;Pek çok ulus ona şaşacak,Onun önünde kralların ağızları kapanacak.Çünkü kendilerine anlatılmamış olanı görecek,Duymadıklarını anlayacaklar.

Yeşaya 52:13-15

Harun (A.S.) ) İsrailliler için kurban verdiğinde insanları kanla serperdi – böylece günahları örtülmüş olacak ve onlara karşı tutulmayacaktı. Hizmetkar’ın peygamber Yeşaya’ya “serpeceğini” söylediği zaman, benzer bir şekilde bu Hizmetkar, Harun’un (A.S.)   kurban sunduğunda İsraillere yaptığı gibi o da insanları günahlarından temizleyecekti.

But in doing this sprinkling the ‘appearance’ and ‘form’ of the Servant will be ‘disfigured’ and ‘marred’. Though it is not clear what the Servant will do to be disfigured like this, one day the nations ‘will understand

Fakat bu Hizmetkar ‘bütün ulusları’ temizleyecekti. Yani Hizmetkar, yalnızca Yahudiler için gelmiyordu. Bu bize Allah’ın “tüm uluslar” ın soyundan kutsanacağını söylediğinde (İşaret 1 ve İşaret 3 , İbrahim’e verdiği vaadi hatırlatıyor. Bu temizlenme sonucunda Hizmetkarın ‘görünümü’ ve ‘fiziği’, ‘biçimsiz’ ve ‘bozulmuş’ olacak.

Verdiğimiz habere kim inandı?RAB’bin gücü kime açıklandı?RAB’bin önünde bir fidan gibi,Kurak yerdeki kök gibi büyüdü.Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu.Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu.İnsanlarca hor görüldü,Yapayalnız bırakıldı.Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı.İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü,Ona değer vermedik.

Yeşaya 53:1-3

Nedense, Hizmetkar birçok ulusu temizleyecek olsa da, ‘hor görülecek, reddedilecek, acı çekecek ve acıya aşikar’ olacaktı.

Aslında hastalıklarımızı o üstlendi,Acılarımızı o yüklendi.

Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını,Vurulup ezildiğini sandık.

Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi,Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti.Esenliğimiz için gerekli olan ceza

Ona verildi.Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.

Yeşaya 53:4-5

Hizmetkar ‘bizim’ acımızı çekecek. Bu Hizmetkar aynı zaman ‘ceza çekecek, delinecek ve ezilecekti.’ Bu ceza bizlere (birçok ulusa) ‘barış ve şifa’ getirecek.

Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık,

Her birimiz kendi yoluna döndü.

Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.

Yeşaya 53:6

Susuzluğumuzun İşaretinde , susuzluğumuzu gidermek için Allah’a gitmek yerine nasıl ‘kırık su kuyularına’ gittiğimizi görmüştük. Hepimiz ‘saptık’, ‘kendi yolumuza döndük.’ Bu günahtır (=kötülük).

O baskı görüp eziyet çektiyse de

Ağzını açmadı.Kesime götürülen kuzu gibi,

Kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibiAçmadı ağzını.()

Yeşaya 53:7

Habil, Nuh, İbrahim, Musa ve Harun (A.S.) peygamberler kurban sunucu olarak kuzu getirmişlerdi. Fakat Hizmetkarın kendisi ‘kesime’ giden kuzu gibi olacaktı. Karşı çıkmayacak, ‘ağzını bile açmayacaktı.’

Acımasızca yargılanıp ölüme götürüldü.

Halkımın isyanı ve hak ettiği ceza yüzündenYaşayanlar diyarından atıldı.

Onun kuşağından bunu düşünen oldu mu?

Yeşaya 53:8

Hizmetkar ‘yaşayanlar diyarından atıldı.’ Daniel peygamber, Mesih’in ayrılacağını söylediğinde bundan mı bahsetmişti? İkisinde de benzer kelimeler var! Birinin ölmesi dışında ‘yaşayanların diyarından atılması’ ne demektir?

Şiddete başvurmadığı,

Ağzından hileli söz çıkmadığı halde,

Ona kötülerin yanında bir mezar verildi,

Ama öldüğünde zenginin yanındaydı.

Yeşaya 53:9

Eğer ona bir ‘mezar’ verildiyse, Hizmetkarın ölmüş olduğu anlamına gelir. “Şiddet göstermemiş” ve “ağzında yalan” olmamasına rağmen “kötü” bir adam olarak kınanarak öldü.

Ne var ki, RAB onun ezilmesini uygun gördü,

Acı çekmesini istedi.

Canını suç sunusu olarak sunarsa

Soyundan gelenleri görecek ve günleri uzayacak.

RAB’bin istemi onun aracılığıyla gerçekleşecek.

Yeşaya 53:10

Bütün bu zalim ölüm korkunç bir kaza ya da talihsizlik değildi. ‘Acı çekmesi’ bariz bir şekilde RAB’bin isteğiydi. Kurban sunan kişinin affedilmesi olarak Harun’un kurbanının ‘günaha karşılık bir sunu’ olması gibi, bu Hizmetkarın ‘canı’ da bir ‘kurban sunusuydu.’ Kimin günahları için? ‘Bütün ulusların temizleneceğini’ düşünürsek (yukarıda), bu ‘uluslarda’ yaşayan insanların günahları için olması gerekir.

Canını feda ettiği için

Gördükleriyle hoşnut olacak.

Doğru kulum, kendisini kabul eden birçoklarını aklayacak.

Çünkü onların suçlarını o üstlendi.

Yeşaya 53:11

Hizmetkar’ın kehaneti korkunç olsa da burada tonu değiştirir ve çok iyimser olur, hatta zafer kazanır. Bu korkunç ‘acıdan’ sonra (‘yaşayanların diyarından atılıp ona bir ‘mezar’ verilmesi), bu Hizmetkar ‘yaşam ışığını’ görecek. Yeniden mi hayata gelecek?! Ve böylece bu Hizmetkar birçoklarını ‘aklayacak’.

 ‘Aklamak’ ve ‘doğruluk’ aynıdır. Musa’nın Yasasından Doğruluk almak için insanın BÜTÜN emirleri HER zaman yerine getirmesi gerektiğini hatırlarsınız. Fakat İbrahim peygamber (2. İşaret ) ‘doğruluk’ almıştı. Güveni sayesinde almış oldu. Benzer bir şekilde bu Hizmetkar da ‘birçoğunu’ aklayacak veya doğruluk verecek. Doğruluk hepimizin istediği ve ihtiyacı olduğu bir şey değil midir?

Bundan dolayı ona ünlüler arasında bir pay vereceğim,

Ganimeti güçlülerle paylaşacak.

Çünkü canını feda etti, başkaldıranlarla bir sayıldı.

Pek çoklarının günahını o üzerine aldı,

Başkaldıranlar için de yalvardı.

Yeşaya 53:12

Bu Hizmetkar ‘ünlüler’ arasında olacak çünkü hayatını ‘ölüme’ götürmeye gönüllü oldu. Ve ‘günahkar’ olarak adlandırılan biri olarak öldü. Hizmetçi bunu yaptığı için, “günahkarlar” adına “şefaat” yapabilir. Bir şefaatçi iki taraf arasında bir aracıdır. Buradaki iki taraf ‘insanlar’ ve ‘RAB’ olmalıdır. Bu “Hizmetkar”, bizim adımıza Allah’a müdahil olmaya ya da yalvarmaya yetecek kadar değerli!

Bu Hizmetkar kimdir? Bütün bu olanlar nasıl olabilir? Allah’ın kendisine, farklı ‘uluslardan’ ve “birçokları” adına “müdahale” edebilir mi? Son peygamberliğe bakarak Zebur’u sonlandırıyoruz ve daha sonra İncil ile devam ediyoruz.

Mesih: Yönetmeye mi geliyor … ayrılmaya mı?

Bunlar, İsa (Mesih – A.S.) gelmeden yüzlerce yıl önce yazılmış ve kaydedilmiş spesifik peygamberliklerdir ve İsa’yı doğru tahmin ederler. Bu peygamberlikler yazılmışlardır ve hala daha Yahudi ayetlerinde yazılıdırlar (!) – İncil veya Kur’an-ı Kerim’de değil.

Son yazılarımızda peygamberlerin Mesih’in ismini (tahminleri İsa ismiydi) ve onun geleceği zamanı nasıl tahmin ettiklerinin işaretini görmüştük. Öyleyse, Yahudi halkının, İsa kitaplarında yazmasına rağmen, neden hala O’nu (Mesih) olarak kabul etmedikleri sorusunu ortaya çıkarıyor.

Bu soruya bakmadan önce, soruyu sorma şeklimin tam olarak doğru olmadığını söylemeliyim. İsa’nın (A.S.) yaşamındaki birçok Yahudi onu Mesih olarak kabul etti. Bugün de onu Masih olarak kabul eden birçok kişi var. Ama gerçek şu ki, bir ulus olarak, onu kabul etmediler. Peki neden?

Yahudiler Neden İsa’yı Mesih Olarak Kabul Etmiyorlar?

Matta İncili, Isa (A.S.) ile Yahudi din öğretmenleri (Ferisiler ve Sadukiler olarak adlandırılır – imamların bugünkü rolleri benzerdi) arasında bir karşılaşma kaydeder. Onu zorlamak için bir soru sormuşlardı ve İsa’nın yanıtı şöyle olmuştu

İsa onlara, “Siz Kutsal Yazılar’ı ve Tanrı’nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz” diye karşılık verdi.

Matta 22:29

Bu karşılık bize önemli bir ipucu verir. Bu insanlar halka Tevrat ve Zebur’u öğreten liderler olsalar da, İsa onları kutsal yazıları bilmemek ve Tanrı’nın gücünü bilmemekle suçladı. Bununla ne demek istedi? Uzmanlar ‘kutsal yazıları nasıl bilemezler’?

Yahudiler BÜTÜN ayetleri bilmiyorlardı

Liderlerin Tevrat ve Zebur’da ne hakkında konuştuklarını ve neyi referans aldıklarını incelediğinizde, sadece bazı kehanetlerin farkında olduklarını fark edeceksiniz – diğerlerinin değil. Bu nedenle, örneğin Bakire’nin Oğlu’nun İşaretinde uzmanların Mesih’in Beytlehem’den gelecek olduğu kehanetini bildiklerini görüyoruz. İşte Kanun uzmanlarının İsa’nın doğumunda Kral Hirodes’e Mesih’in nerede doğacağını göstermek için aktardığı ayet:

Ama sen, ey Beytlehem Efrata,

Yahuda boyları arasında önemsiz olduğun halde,

İsrail’i benim adıma yönetecek olan senden çıkacak.

Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır.

Mika 5:2

Mesih’e atıfta bulunan ayeti bildiklerini göreceksiniz (= Masih – bu terimlerin neden aynı olduğunu görmek için buraya bakınve bu ayetin ona ‘cetvel’ olarak atıfta bulunduğunu göreceksiniz. Yahudi uzmanlar tarafından iyi bilinen bir başka pasaj,2. Mezmur’dur. iİlk önce ‘Mesih’ unvanını tanıtan ve ‘Mesih’in’ Siyon’da (= Yeruşalim veya Kudüs) Kral olarak kurulacağını Davut’tan (A.S) esinlenerek söylendiğini görürüz.

Dünyanın kralları saf bağlıyor … Hükümdarlar birleşiyor … RAB’be ve meshettiği krala karşı … Göklerde oturan Rab gülüyor, Onlarla eğleniyor… Sonra öfkeyle uyarıyor onları ve “Ben kralımı Kutsal dağım Siyon‘a oturttum” diyor.

Zebur – 2. Mezmur

Yahudi öğretmenler de Zebur’un aşağıdaki bölümlerinin farkındaydılar

Ya Rab, … Kulun Davut’un hatırı için, Meshettiğin krala yüz çevirme … RAB Davut’a kesin ant içti, Andından dönmez: “Senin soyundan birini tahtına oturtacağım – … “Burada Davut soyundan güçlü bir kral çıkaracağım, Meshettiğim kralın soyunu ışık olarak sürdüreceğim.”

132. Mezmur 10-18 Zebur

Yahudiler Tanrı’nın gücünü mantıklarıyla sınırlandırdıkları için bilmiyorlardı

Böylece hepsi tek bir yöne işaret eden bazı bölümleri biliyorlardı – Mesih’in iktidarla yöneteceği… İsa (A.S.) zamanında Yahudilerin İsrail topraklarında Roma işgali altında yaşadıkları göz önüne alındığında (Yahudilerin tarihi için buraya bakınız) bu istedikleri tek Mesih idi. İktidarla gelecek ve nefret edilen Romalıları püskürtecek ve Kral Davut’un 1000 yıl önce kurduğu güçlü Krallığı kuracak bir Mesih istiyorlardı. (Davut’un geçmişi için buraya  bakınız). Bu özlem, Allah’ın planından ziyade kendi arzularından şekillendirilmiş bir Mesih’e sahip olmalarını, tüm kutsal yazıları incelemekten alıkoymuştur. Sonra insan akıllarını, düşüncelerinde Tanrı’nın gücünü sınırlamak için kullandılar. Peygamberlikler Mesih’in Yeruşalim’de hükmedeceğini söylüyorlardı. İsa Yeruşalim’in gücü ile hükmetmedi. Bu nedenle Mesih olamazdı! Bu basit mantıktı. Onu doğrusal ve insan mantıklarıyla sınırlandırarak Tanrı’nın gücünü sınırladılar.

Bugüne kadar Yahudiler büyük ölçüde Zebur’un kehanetlerini bilmiyorlar. Tanah adındaki kitaplarında olmasına rağmen (= Tevrat + Zebur) ancak Tevrat’ı okurlar. Tanrı’nın TÜM kutsal yazıları tanıma emirlerini görmezden geliyorlar ve bu nedenle diğer peygamberliklerden habersizler ve Tanrı’yı insan mantığıyla sınırlayarak, Mesih’in hükmetmesi gerektiği ve İsa’nın hükmetmemesi nedeniyle Mesih olamayacağını ileri sürüyorlar. Hikayenin sonu! Soruyu daha fazla araştırmaya gerek yok! Bugüne kadar çoğu Yahudi konuya daha fazla bakmıyor.

Mesih: ‘Ayrılmak’ için … geliyor

Ama eğer kutsal yazıları inceleselerdi, şimdi öğrenmek üzere olduğumuz bir şeyi öğrenirlerdi. Son makalede, peygamber Daniel’in (A.S.) Mesih’in geliş zamanını doğru tahmin ettiğini gördük. Şimdi de Mesih hakkında başka ne dediğine dikkat edin. (=Meshedilmiş Olan = Mesih)

“Şunu bil ve anla: Yeruşalim’i yeniden kurmak için buyruğun verilmesinden, meshedilmiş olan önderin gelişine dek yedi hafta geçecek. Altmış iki hafta içinde Yeruşalim yeniden sokaklarla, hendeklerle kurulacak. Ancak bu sıkıntılı zamanlarda olacak. Bu altmış iki hafta sonunda meshedilmiş olan öldürülecek ve onu destekleyen olmayacak. Gelecek önderin halkı, kenti ve kutsal yeri yerle bir edecek. Sonu tufanla olacak: Savaş sona dek sürecek. Yıkımların da olacağı kararlaştırıldı.”

Daniel 9:25-26

Daniel’in Mesih’in gelişinde ne olacağı ile ilgili söylediklerine bakın. Daniel, Masih’in hükmedeceğini mi tahmin ediyor? Ata Davut’un tahtını işgal edip işgalci Roma gücünü yok edeceğini mi? Hayır! Aslında Masih’in ‘ayrılacağı ve hiçbir şeye sahip olmayacağı’ yazıyor. Sonra yabancıların kutsal alanı (Yahudi Tapınağı) ve şehri (Yeruşalim) yok edeceklerini ve ıssız hale geleceğini söylüyor. Eğer İsraillilerin tarihine bakarsanız bunun gerçekten de olduğunu görürsünüz. İsa’nın gitmesinden kırk yıl sonra Romalılar geldiler, Tapınak’ı yakıp, Yerulakim’i yıktılar ve Yahudileri topraktan sürülmeleri için dünya çapında sürgüne gönderdiler. Olaylar daha önce Lanetler’de Peygamber Musa (PBUH) tarafından tahmin edildiği gibi, MS 70’de, MÖ 537’de Daniel tarafından kehanet edildiği gibi gerçekleşti.

Yani Daniel Mesih’in hükmetmeyeceğinin peygamberliğinde bulunmuştu! Bunun yerine ‘ayrılacak ve hiçbir şeye sahip olmayacaktı.’ Yahudi liderler bunu kaçırdılar çünkü ‘kutsal yazıları bilmiyorlardı’. Fakat bu başka bir soruna yol açıyordu. Daniel’in kehaneti (‘ayrılık’) ile Yahudilerin aşina oldukları (Mesih’in hükmedeceği) arasında bir çelişki yok mudur? Ne de olsa, tüm peygamberlerin Allah’tan mesajları olsaydı, hepsinin Musa (A.S.) tarafından Tevrat’ta belirtildiği gibi (as specified by Musa (PBUH) in the Taurat) gerçekleşmesi gerekirdi. Mesih’in ayrılması VE hükmetmesi nasıl mümkün olabilir? İnsan mantığı “Tanrı’nın gücü” nü geride bırakmış gibiydi.

‘Hükmetme’ ve ‘Ayrılma’ arasındaki çelişki açıklanıyor

Fakat elbette mantıkları Tanrı’nın gücünden daha güçlü değildi. Onlar basitçe, bizler gibi, yaptıkları bir varsayımı tanımıyorlardı. Mesih’in sadece bir kez geleceğini varsaydılar. Eğer durum böyle olsaydı, Mesih’in üstünlüğü ile “ayrılması” arasında bir çelişki olurdu. Böylece Tanrı’nın mantıklarından dolayı zihinlerindeki gücünü sınırladılar, ama sonuçta hatalı olan mantıktı. Mesih iki kez gelecekti. İlk geldiğinde ‘ayrılma ve hiçbir şeye sahip olmama’ kehanetlerini yerine getirecekti ve ikinci geldiğinde ‘hükümdarlık’ kehanetlerini yerine getirecekti. Bu açıdan “çelişki” kolayca çözülebilir.

Biz de aynı şekilde TÜM kutsal yazıları kaçırıp Tanrı’nın gücünü sınırlıyor muyuz?

Peki Mesih’in ‘ayrılması ve hiçbir şeye sahip olmaması’ ne anlama gelir? Yakın zamanda bu soruya bakacağız. Ancak şimdilik Yahudilerin işaretleri nasıl kaçırdıklarını düşünmek belki daha yararlı olacaktır. Yahudilerin Mesih’in işaretlerini görmemesinin iki sebebini zaten gördük. Aynı zamanda, İncil’in Yuhanna Müjdesinde yazılı olan ve İsa (A.S.) ile din liderleri arasında geçen bir konuşma daha vardır.

John5:39-40,44

Başka bir deyişle, Yahudilerin Mesih’in işaretlerini kaçırmasının üçüncü nedeni, onları kabul etmeyi ‘reddetmeleriydi’. Çünkü Tanrı’nın onayından ziyade birbirlerinin onayını kazanmakla daha fazla ilgileniyorlardı!

Yahudiler diğer insanlardan daha fazla yanlış yönlendirilmiş değildirler. Yine de, İsa’nın Mesih olduğunu gösteren işaretleri kaçırdıkları için onları yargılamak bizim için kolaydır. Ama parmaklarımızı onlara doğrultmadan önce belki de kendimize bakmalıyız. Dürüstçe ‘tüm kutsal yazıları’ bildiğimizi söyleyebilir miyiz? Yahudiler gibi biz de sadece sevdiğimiz, rahat ettiğimiz ve anladığımız kutsal metinlere bakmıyor muyuz? Ve insan mantığımızı sık sık zihnimizdeki Tanrı’nın gücünü sınırlamak için kullanmıyor muyuz? Ya da bazen kutsal metinleri kabul etmeyi bile reddediyoruz, çünkü başkalarının Tanrı’nın söylediklerinden daha fazla ne düşündüğünden endişe duymuyor muyuz?

Yahudilerin işaretleri kaçırma şekli bizim için bir uyarı olmalı. Kendimizi yalnızca tanıdığımız ve sevdiğimiz kutsal metinlerle sınırlamaya cesaret edemeyiz. İnsan mantığımızla Tanrı’nın gücünü sınırlamaya cesaret edemeyiz. Ve kutsal yazıların öğrettiklerini kabul etmeyi reddetmeye cesaret edemeyiz. Yahudilerin yaklaşmakta olan Masih’in işaretlerini nasıl kaçırdığına dair bu uyarılarla donanmış, şimdi kilit bir kişinin gelmesini anlamaya başlıyoruz – Hizmetkar

Gelecek Olan Mesih: ‘Yedi’ İşaretleri

Kur’an-ı Kerim’de birçok kez, Allah’ın döngüleri yedişer halde kullandığını görürüz. Örneğin Talak Suresi (65. Sure) şöyle der:

“Yedi göğü ve yerden de onların benzerlerini yaratan Allah’tır. Allah’ın gücünün her şeye yettiğini ve yine Allah’ın ilminin her şeyi kuşattığını bilesiniz diye O’nun buyruğu gelip, bunlar arasında (bütün evrende) sürekli gerçekleşir.”

Talak Suresi 65:12

Ve Nebe Suresi (78. Sure) şöyle söyler:

“Sizin üstünüze de sapasağlam yedi gök bina ettik”

Nebe Suresi 78:12

O zaman, aşağıda görüldüğü gibi Mesih’in geliş zamanının da yedili olarak verilmesi bizi şaşırtmamalı.

Peygamberleri araştırdığımızda, bazen aralarında yüzlerce yıl olsa da – yani kehanetlerini birbirlerine iletmeleri imkansızdı – kehanetlerinin Mesih’in gelişi konusunda bir merkez oluşturduklarını görüyoruz. Yeşaya peygamberin (A.S.) kütükten filizlenen Dal İşaretini ve sonrasında da Zekeriya peygamberin (A.S.) bu Dal’ın isminin İbranice’deki Yhowshuwa, Grekçe Iesous ve Türkçe’de de İsa olacağının peygamberliğinde bulunduğunu görmüştük. Evet, Mesih’in ismi İsa Mesih (A.S.)  gelmeden 500 yıl önce bildirilmişti.  Bu kehanet, Yahudiler tarafından hala okunan ve kabul edilen – ancak anlaşılmayan – Yahudiler Kitabında (İncil değil) yazılmıştır.

Daniel Peygamber

Şimdi sıra Daniel peygambere (A.S.) geldi. Sürgün olan Babil’de yaşıyordu, Babil ve Fars hükümetlerinde güçlü bir memur ve aynı zamanda bir peygamberdi. Aşağıdaki zaman çizelgesi Daniel’in (A.S.)  peygamberlerin tarihinde nerede yaşadığını göstermektedir.

 The Prophets Daniel & Nehemiah shown in timeline with other prophets of Zabur

Daniel & Nehemya Peygamberin Zebur’un diğer peygamberleriyle çizelgedeki yeri

Daniel peygamber (A.S.) kitabında Cebrail adlı melek tarafından bir mesaj alır. Bütün Kutsal Kitap’ta, Cebrail tarafından mesaj alan tek isimler Daniel, İsa’nın annesi Meryem ve İsa’dır (A.S.). Bu nedenle bu mesajı dikkatle inceleyelim. Melek Cebrail ona şöyle dedi:

…daha dua ediyorken, önceden görümde gördüğüm adam –Cebrail– akşam sunusu saatinde hızla uçarak yanıma geldi. “Daniel, sana anlayış vermek için geldim” diye açıkladı, “Sen Tanrı’ya yalvarmaya başlar başlamaz, duan yanıtlandı; bunu bildirmeye geldim. Çünkü sen çok sevilen birisin. Bu nedenle sözün anlamını kavra ve görümü anla:

“Başkaldırıyı ortadan kaldırmak, günaha son vermek, suçu bağışlatmak, sonsuza dek kalıcı doğruluğu sağlamak, görüm ve peygamberliği mühürlemek, En Kutsal’ı meshetmek için senin halkına ve kutsal kentine yetmiş hafta kadar zaman saptanmıştır.

“Şunu bil ve anla: Yeruşalim’i yeniden kurmak için buyruğun verilmesinden, meshedilmiş olan önderin gelişine dek yedi hafta geçecek. Altmış iki hafta içinde Yeruşalim yeniden sokaklarla, hendeklerle kurulacak. Ancak bu sıkıntılı zamanlarda olacak. Bu altmış iki hafta sonunda meshedilmiş olan öldürülecek ve onu destekleyen olmayacak. Gelecek önderin halkı, kenti ve kutsal yeri yerle bir edecek. Sonu tufanla olacak: Savaş sona dek sürecek. Yıkımların da olacağı kararlaştırıldı.

Daniel 9:21-26

Bunun ‘meshedilmiş’ in gelişinin bir kehaneti olduğunu görüyoruz (burada   görmüş olduğumuz gibi = Mesih). Cebrail melek Mesih’in gelişi ile ilgili bir zaman çizelgesi verdi. Cebrail, “Yeruşalim’i yeniden kurma ve yeniden inşa etme kararının çıkarılması” ile başlayacak bir geri sayım olacağını söylemiştir. Bu mesaj Daniel’e verilmiş olsa da (yaklaşık MÖ 537 yılında) bu geri sayımın başlangıcını görecek kadar yaşamadı.

Yeruşalim’i yeniden kurmak ve yeniden inşa etmek için Kararnamenin Verilmesi

Daniel (A.S.)’den yaklaşık 100 yıl sonra yaşamış ve geri sayımı görmüş olan kişi Nehemya’ydı. Pers Kralı Arthahşasta’nın sakisi olan Nehemya, günümüzde İran’da olan Sus bölgesinde yaşıyordu. Yukarıdaki zaman çizelgesinde ne zaman yaşamış olduğunu görebilirsiniz. Nehemya, kitabında bize şöyle der:

“Kral Artahşasta’nın krallığının yirminci yılı, Nisan ayıydı. Krala getirilen şarabı alıp kendisine sundum. O güne kadar beni hiç üzgün görmemişti. Bu yüzden, “Neden böyle üzgün görünüyorsun?” diye sordu, “Hasta olmadığına göre, bir derdin olmalı.” Çok korktum. Krala, “Tanrı sana uzun ömürler versin” dedim, “Atalarımın gömüldüğü kent yıkıldı, kapıları yakıldı. Nasıl üzülmem?” Kral, “Dileğin ne?” diye sordu. Göklerin Tanrısı’na dua edip krala şöyle dedim: “Eğer uygun görüyorsan, benden hoşnut kaldınsa, lütfen beni Yahuda’ya, atalarımın gömüldüğü kente gönder; kenti onarayım.” Kral kraliçeyle birlikte oturuyordu. “Yolculuğun ne kadar sürer?” diye sordu, “Ne zaman dönersin?” Böylece kral dileğimi uygun buldu ve beni göndermeyi kabul etti. Ona ne zaman döneceğimi söyledim. Sonra şöyle dedim: “Uygun görüyorsan, Yahuda’ya varmamı sağlamaları için, Fırat’ın batı yakasındaki valilere birer mektup yazılsın. Bir de kralın orman sorumlusu Asaf’a bir mektup götürmek istiyorum. Tapınağın yanındaki kalenin kapıları, kent surları ve oturacağım evin yapımı için bana kereste versin.” Tanrım bana destek olduğu için kral dileklerimi yerine getirdi. Fırat’ın batı yakasındaki valilere gidip kralın mektuplarını verdim. Kral benimle birlikte komutanlar ve atlılar göndermişti. Horonlu Sanballat ile Ammonlu görevlilerden Toviya, İsrail halkının iyiliği için birinin çalışmaya geldiğini duyunca çok sıkıldılar. Yeruşalim’e gittim. Orada üç gün kaldıktan sonra, gece kalkıp birkaç adamla birlikte işe koyuldum. Yeruşalim için yapacaklarıma ilişkin Tanrı’dan aldığım esini kimseye açıklamadım. Bindiğim hayvandan başka hayvan götürmemiştim.”

Nehemya 2:1-12

Thus his 20th year would place this decree in the year 444 BC. Gabriel had sent a message to the prophet Daniel (PBUH) and given a sign for the start of the countdown. Almost a hundred years later, the Persian Emperor, not knowing about this prophecy of Daniel, issues this decree – setting in motion the countdown that had been written would bring the Anointed One – the Masih.

Bu, Daniel’in peygamberlikte bulunduğu “Yeruşalim’i yeniden kurmak ve yeniden inşa etmek” gününü temsil eder. Aynı zamanda, hükümdarlığına MÖ 465 yılında başlayan Pers İmparatoru Artahşasta’nın, 20. yılında gerçekleştiğini görüyoruz. Böylelikle İmparatorun 20. yılı, MÖ 444 yılına denk gelir. Cebrail, Daniel’e verdiği mesajda, geribildirimin ne zaman başlayacağı ile ilgili bir işaret vermişti. Neredeyse yüz yıl sonra, Daniel’in bu kehanetini bilmeyen Pers İmparatoru, meshedilmiş olanın, yani Mesih’in gelmesine neden olacak bu geri sayımı, kararnameyi yayınlayarak onaylamış oldu.

Gizemli Yediler

Cebrail tarafından Daniel peygambere verilmiş olan mesaj, Mesih’in açıklanması için “yedi kere ‘yedi’ ve altmış iki kere ‘yedi’” gerektiğini söyler. O halde ‘Yedi’ nedir? Musa’nın (A.S.) Tevrat’ında, bir yedi yıl döngüsü vardı. Toprak her 7 yılda bir besinlerini yenileyebilmesi için tarımdan uzak duruluyordu. Yani ‘Yedi’ 7 yıllık bir döngüydü. Bunu aklımızda tutarak, kararnamenin onaylanmasıyla, geri sayımın iki kısımla olacağını görebiliyoruz. İlk kısım ‘yedişer yedi’ yani yedi 7 yıllık süreçti. Yeruşalim’i yeniden inşa etmek için 7×7 = 49. Bundan sonra altmış iki kere yedi vardı, yani toplan geri sayım 7×7+62×7 = 483 yıl. Başka bir deyişle, Artahşasta’nın kararnameyi onaylamasından 483 yıl sonra Mesih açıklanacaktı.

360-günlük yıl

Küçük bir takvim değişikliği yapmamız gerekiyor. Eski zamanlardaki birçok ulus gibi, peygamberler de bir yılı 360 gün olarak değerlendiriyorlardı.  Bir takvimde “yıl” uzunluğunu belirlemenin farklı yolları vardır. Batı versiyonu (güneş devrimine dayanan) 365.24 gün uzunluğunda, Müslüman olanı 354 gündür (ayın döngülerine dayanarak) ve Daniel’in kullandığı yarı olan 360 gündü. Yani 483 ‘360 gün’, 483×360/365.24 = 476 güneş yılı yapar.

Mesih’in Gelişi yıl ile tahmin ediliyor

Bu bilgi ile Mesih’in ne zaman gelmiş olduğunu hesaplayabiliriz. ‘MÖ’ döneminden ‘MS’ dönemine geçeceğiz ve MÖ1 ile MS1 arasında sadece 1 yıl var (‘sıfır’ yılı yok). Bu bilginin hesaplanması aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

Başlangıç yılı MÖ 444 (Artahşasta’nın 20. yılı)
Zamanın uzunluğu 476 güneş yılı
Batı Takvimine göre beklenilen geliş (-444 + 476 + 1) (‘+1’ çünkü MS’de 0 yılı yoktur) = 33
Beklenilen yıl MS 33

Nasıralı İsa Yeruşalim’e günümüzde Palmiye Pazarı olarak kutlanılan günde, bir eşeğin sırtında gelmişti. O gün kendini ilan etti ve Yeruşalim’e onların Mesih’i olarak girdi. Yıl MS 33’tü.

Daniel ve Nehemya peygamberleri, aralarında 100 yıl olduğu için birbirlerini tanımadıkları halde, Allah tarafından peygamberlik almak ve Mesih’i ortaya çıkaracak geri sayımı harekete geçirmek için koordine oldular. Ve Daniel peygamber Cebrail’den mesajı aldıktan yaklaşık 570 yıl sonra İsa Yeruşalim’e Mesih olarak girdi. Bu çok dikkat çekici bir kehanet ve kehanetin tamamlanmasıdır. Peygamber Zekeriya tarafından verilen Mesih isminin öngörülmesiyle birlikte, bu peygamberler gerçekten şaşırtıcı bir peygamberlik grubu oluştururlar, böylece bilmek isteyen herkes Allah’ın planının açıklanmasını görebilir.

Peki, Zebur’daki bu peygamberlikler bu kadar dikkate değer olup bir de Yahudilerin Kitap’ında yazılıysa (İncil değil), o zaman neden Yahudiler İsa’yı Mesih olarak kabul etmezler? Kendi kitaplarında böyle yazıyor! Özellikle böyle kesin ve dikkat çekici bir şekilde yerine getirilmiş peygamberliklerle çok bariz olmalıdır. Yahudilerin İsa’yı neden Mesih olarak kabul etmediklerini peygamberler tarafından önceden bildirilmiş olan Mesih’in gelişiyle ilgili daha da dikkat çekici şeyler görerek öğreniyoruz. Bir sonraki makalemizde bu soruya bakıyoruz.

Dalın İşareti: Gelecek olan Mesih’in ismi

Ahzab Suresi (33. Sure -Topluluk) yaygın bir insan durumuna çözüm verir – birinin ismini bilmiyorsak ona nasıl hitap edebiliriz?

Evlâtlıklarınızı babalarının soy adlarıyla anın. Bu Allah katında adalete daha uygun bir davranıştır. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız o zaman kendileri sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanıldığınız hususta size günah yoktur, fakat bilinçli ve kasıtlı olarak yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Allah çok bağışlayıcı ve ziyadesiyle esirgeyicidir.  

Ahzab Suresi 33:5

Bu bize insan bilgisinin sınırlı olduğunu hatırlatır – bazen etrafımızda olan insanların bile isimlerini bilmiyoruz. Necm Suresi (53. Sure – Yıldız) Hazreti Muhammed (SAV) zamanında yaygın olan putlardan bahseder (Lat, Uzza, Menat) ve şöyle der:

 Bunlar sizin ve atalarınızın putlara taktığı boş isimlerden ibarettir. Allah onlara öyle bir yetki ve güç vermemiştir. Onlar (putperestler) sadece kuruntularına ve kişisel arzularına uyuyorlar. Oysa şimdi onlara rablerinden bir yol gösterici gelmiş bulunmaktadır.  

Necm Suresi 53:23

Sahte tanrıların isimleri sıradan insanlar tarafından icat edildi. Bu ayetler yanlış ibadet ile doğru ibadeti ayırmak için bizlere rehber olurlar. Bazen etrafımızdaki insanların isimlerini bile bilemediğimizden, gelecekte gelecek olan bir peygamberin ismini bilmemiz çok zordur. Eğer Mesih’in adı daha önceden verilmişse bu, bunun Allah’ın bir planı olduğu ve yanlış bir şeyden oluşmadığını gösterir. İsa Mesih’in isminin nasıl daha önceden verildiğine bakıyoruz.

Bir İsimdeki İşaret

Allah’ın Gelecek Olan Bir Krallık vaadini görmüştük. Bu Krallık insan krallıklarından daha farklı olacaktı. İnsan krallıklarında neler olduğunu anlamak için bugün haberleri izlemeniz yeterli olacaktır. Kavga, yolsuzluk, vahşet, cinayetler, güçlünün zayıfı sömürmesi vs, bunların hepsi Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Budist, Hindu veya laik Batılı olsunlar, tüm insan krallıklarında olur. Bütün bu krallıklardaki sorun, içinde yaşayan bizlerin, Peygamber Yeremya (PBUH) ile gördüğümüz gibi, huzursuz bir susuzluğa sahip olmasıdır. Bu da bizi günaha götürür ve bu sorunların birçoğu çeşitli şekillerde (yani yolsuzluk, cinayetler, cinsel tacizler vb.) günahın sonucudur. Sonuç olarak, Tanrı’nın Krallığının gelmesini durduran en büyük engel bizleriz. Eğer Allah bugün yeni krallığını kurmuş olsaydı, hiçbirimiz buna giremezdik çünkü günahımız bugünkü krallığı mahvettiği gibi o Krallığı da mahvederdi. Yeremya (A.S.) aynı zamanda Allah’ın Yeni Anlaşmasını vereceği gün için de peygamberlikte bulundu. Bu Anlaşma, Musa’nın Yasa’sı gibi taş tabletlere değil de yüreklerimize yazılacağından yeni olacaktı. Bizi bu Krallığın vatandaşı olmaya uygun hale getirmek içten dışa değişmemizi sağlayacaktı.

Bu nasıl yapılacaktı? Allah’ın planı gizli bir hazine gibiydi. Fakat O’nun Krallığını arayanların anlamaları için Zebur’un mesajlarında ipuçları vardı ama ilgilenmeyen diğerleri bilgisiz kalacaklardı. Şimdi bu mesajları inceliyoruz. Bu plan, gelecek olan Mesih odaklıydı (burada görmüş olduğumuz gibi as we saw here = Mesih). Zebur’un Mezmurlar kitabında (Kral Davut tarafından ilham alınan – gelecek olan Mesih’in Kral Davut’un soyundan geleceğini görmüştük. incelemek için tıklayınız

Ağaç, Kütük ve Dal Konusunda Yeşaya Peygamber

Yeşaya Peygamber (A.S.), Allah’ın bu planının nasıl gerçekleşeceğini açıkladı. Yeşaya’nın Zebur’daki kitabı, Davut’un Kraliyet hanedanlığı döneminde yazıldı (MÖ yaklaşık 1000-600). Yazıldığı zaman (MÖ 750) hanedanlık ve bütün İsrail halkı – yüreklerin susuzluğu yüzünden yozlaşmış durumdaydı.

When Isaiah lived

 Zebur’daki diğer peygamberlerle birlikte Peygamber Yeşaya’nın (PBUH) zaman çizelgesindeki yeri

The dynasty of Dawud - like a Tree

Davut’un hanedanlığı- bir Ağaç gibi

Yeşaya (A.S.) İsraillilerin Allah’a dönmeleri ve Musa’nın Yasasının ruhuna girebilmeleri için bir çağrı yazmak için ilham aldı. Yeşaya ayrıca bu tövbe ve geri dönüşün olmayacağını biliyordu ve bu yüzden İsrail ulusunun yok olacağını ve kraliyet hanedanının parçalanacağını öngördü. Burada (here) bunun nasıl olduğunu görüyoruz. Kehanetinde, hanedanın, yakında kesilecek ve sadece kütük olarak kalacak olan büyük bir ağaca benzediğini söyledi. Bu, Babillerin Kudüs’ü yok etmesiyle M.Ö. 600 civarında oldu ve o zamandan beri Kral Davut’un soyundan hiç kimse Kudüs’te hüküm sürmedi.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2013/02/david-stump-300x167.jpg

Ağaç – kesildi

Ancak kitabında yıkımla ilgili tüm bu kehanetlerle birlikte, bu özel mesaj geldi:

İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak, Kökünden bir fidan meyve verecek. RAB’bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, Öğüt ve güç ruhu, bilgi ve RAB korkusu ruhu 

Yeşaya 11:1-2
The dynasty of Dawud (PBUH)- now a shoot emerges from the dead stump

Davut’un Hanedanlığı (A.S.)- şimdi ölü kütükten bir filiz yeşeriyor

İşay, Kral Davut’un babası, yani Hanedanın köküydü. ‘İşay’ın kütüğü’ bu nedenle Davut’tan gelen kralların hanedanının yıkılmasının kehaneti oldu. Ancak Yeşaya, bir peygamber olarak, bu zamanın sonrasını da gördü ve kütük (Kralların soyu) ölü görünmesine rağmen, tamamen öyle olmayacağını tahmin etti.

Gelecekte bir gün “Dal” olarak bilinen bir filiz onun ilan attığı o kütükten çıkacaktı. Bu Dal’a aynı zamanda ‘o’ deniyor. Böylelikle Yeşaya, Davut’un soyundan gelecek olan bir adam ile ilgili peygamberlikte bulunuyor. Bu adam, sadece Tanrı’nın Ruhu’ndan olabilecek bilgelik, güç ve bilgi niteliklerine sahip olacaktı. Mesih’in Davut’un soyundan geleceğinin kehanet edildiğini nasıl gördüğümüzü hatırlayın – bu önemli. Davut’tan gelen Dal ve Mesih? Bu gelecek olan kişi için iki farklı unvan olabilir mi? Zebur’u keşfetmeye devam edelim.

Dal Hakkında…Yeremya Peygamber

Yeşaya’dan 150 yıl sonra gelen Yeremya peygamber (A.S.) Davut’un hanedanı gözlerinin önünde yok olurken şöyle yazdı.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2012/12/Jeremiah-timeline.jpg

Zebur’daki diğer peygamberlerle birlikte Peygamber Yeremya’nın (PBUH) zaman çizelgesindeki yeri

“İşte Davut için doğru bir dalÇıkaracağım günler geliyor” diyor RAB. “Bu kral bilgece egemenlik sürecek, Ülkede adil ve doğru olanı yapacak.   Onun döneminde Yahuda kurtulacak, İsrail güvenlik içinde yaşayacak. O, ‘Yahve sidkenu’ adıyla anılacak.

Yeremya 23:5-6

Yeremya (A.S.) 150 yıl önce Yeşaya tarafından başlatılan Dal peygamberliğine direkt olarak devam ediyor. Dal, Kral olacak. Mesih’in de Kral olacağını görmüştük. Mesih ve Dal arasındaki benzerlik büyümeye devam ediyor.

Zekeriya Peygamber … Dal’a isim veriyor

Zekeriya peygamber (A.S.) bizim için mesajına devam ediyor. MÖ 520 yılında, Yahudiler, Perslerin yönetimi altınada, ilk ihraç edilmelerinden Yeruşalim’e döndükten hemen sonrasında yaşamıştı.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2013/02/zechariah-in-timeline.jpg

Zebur’daki diğer peygamberlerle birlikte Peygamber Zekeriya’nın (PBUH) zaman çizelgesindeki yeri

(Zekeriya’yı Vaftizci Yahya’nın babası olan Zekeriya ile karıştırmayın. Zekeriya peygamber, Zekeriya’dan 500 yıl önce yaşadı ve hatta Zekeriya’nın ismi bu peygamberden gelir, tıpkı günümüzde Hz. Muhammed (S.A.V.) sebebiyle adı Muhammed olan birçok insan olması gibidir.) O zamanda (MÖ 520) Yahudiler yıkılmış olan tapınaklarını yeniden inşa etmek ve Harun’un (A.S.) kurbanlarını tekrar başlatmak için uğraşıyorlardı. Peygamber Zekeriya zamanında Başkahin olan Harun’un soyundan gelene Yeşu adı verilmişti (yalnızca Harun’un soyundan gelen biri Baş Rahip olabilirdi). Yani o sırada (yaklaşık MÖ 520) Zekeriya peygamber, Yeşu da Başkahin’di. Allah, Zekeriya aracılığıyla Başkahin Yeşu’ya şöyle bildirdi:

  “ ‘Ey Başkâhin Yeşu, sen ve önünde oturan kâhin arkadaşların, dinleyin! Çünkü onlar gelecek olayların önbelirtisidir. Dal adındaki kulumu ortaya çıkarıyorum. Yeşu’nun önüne koyduğum taşa bakın! O tek taşın yedi gözü var; onun üzerine bir yazıt oyacağım’ diyor Her Şeye Egemen RAB, ‘Bir günde bu ülkenin günahını kaldıracağım.”

Zekeriya 3:8-9

Dal! Tekrardan! Ama şimdi bir de “kulum” ifadesi kullanılıyor. Ve bir şekilde, Başkahin Yeşu, bu gelecek olan Dal’ı sembolize ediyor. Bu nedenle Başkahin Yeşu bir işarettir. Ama ne şekilde? Ve “’bir günde’ günahların Tanrı tarafından ortadan kaldırılması ne anlama geliyor? Zekeriya devam ediyoruz, çok müthiş bir şey öğreneceğiz.

‘RAB bana şöyle seslendi: Başkâhin Yeşu‘nun [hakkında]. Ona Her Şeye Egemen RAB şöyle diyor de: ‘İşte Dal adındaki adam!…”

Zekeriya 6:9-10

Yeşu’nun kendi adının Dal’ın adı olduğuna dikkat edin. İbranice’den Türkçe’ye olan tercümeler hakkındaki öğrendiklerimizi hatırlayın. Bu metin Türkçe olduğu için burada ‘Yeşu’ ismini görüyoruz. Fakat bu ismin orijinali, yani İbranice’si nedir? Aşağıdaki şekil bize bunu gösterir.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2013/02/translation-of-Joshua.jpg

Yeşu = İsa çünkü ikisi de İbranice’den gelen ismin tercümesidir.

1. çeyrekten 3’e geçtiğimizde (Mesih’in adının nereden geldiğini anladığımız metinde olduğu gibi -‘Yhowshuwa’nın tercümesi olduğunu görüyoruz. Eski Antlaşma Türkçe’ye tercüme edildiği zaman bu isim ‘Yeşu’ olarak çevrildi. Aynı zamanda Tevrat/Zebur’un MÖ 250 yıllarında Grekçe’ye tercüme olduğunu hatırlarsınız . Bu 1. çeyrekten 2. ye geçişte yer alır. Bu çevirmenler, Eski Antlaşma’yı Grekçe’ye çevirdiklerinde İbranice’deki ‘Yhowshuwa’ ismini de tercüme ettiler. Onların Grekçe tercümeleri Iesous idi. Yani İbranice Eski Antlaşma’daki ‘Yhowshuwa’ ismi, Grekçe Eski Antlaşma’da Iesous oldu. Grekçe Eski Antlaşma Türkçe’ye tercüme edildiğinde de Iesous ismi ‘İsa’ oldu. Başka bir deyişle Mesih = Meshedilmiş Olan gibi.

‘Yhowshuwa’ = Iesous = Yeşu = İsa

Muhammed isminin =  محمد olması gibi, Yeşu = İsa’dır. Herkesin bilmeyi hak ettiği şaşırtıcı olan şey, İncil’in peygamberi Isa Mesih’ten 500 yıl önce, Zekeriya peygamber tarafından Dal’ın adının İsa olacağı öngörülüyordu. Dal İsa’dır! Dal ve Mesih aynı kişi için iki farklı ünvandır! Peki neden iki farklı ünvana ihtiyacı vardı? Bu kadar önemli olan ne yapacaktı? Zebur peygamberleri bir sonraki metnimizde bunu detaylı olarak açıklıyorlar.

Yeni Anlaşma İşareti

Daha önceki makalede, Yehemya peygamberden (A.S.) günahın, diğer şeylerin arasında, susuzluğumun işareti olduğunu öğrenmiştik . Günahlı şeylerin yanlış olduğunu ve bize utanç getireceklerini bilsek bile, susuzluğumuz bizi yine de günaha götürmeye devam eder. Yeremya peygamber (A.S.) günahın bol olduğu ve Allah’ın yargısının gelmesinden hemen öncesindeki İsrailli Krallar döneminde yaşamıştı.

Yeremya Peygamberin zamanında, (MÖ 600 – A.S.) Musa Peygamber tarafından Yasanın verilmesinden yaklaşık bin yıl sonra, İsraillilerin yaşamları sökülmüştü. Yasaya uymamışlardı ve bu nedenle ulus olarak yargılanacaklardı . Din hem Allah’a hem de susamış insanlara hayal kırıklığı yaratmıştı. Fakat yargılamanın habercisi olan Yeremya peygamberin (A.S.) da bir şey hakkında bir mesajı vardı … gelecekte olacak bir gün… neydi?

 “İsrail halkıyla ve Yahuda halkıyla Yeni bir antlaşma yapacağım günler geliyor” diyor RAB, “Atalarını Mısır’dan çıkarmak için Ellerinden tuttuğum gün Onlarla yaptığım antlaşmaya benzemeyecek. Onların kocasıolmama karşın, Bozdular o antlaşmamı” diyor RAB. “Ama o günlerden sonra İsrail halkıyla “Yasamı içlerine yerleştirecek, Yüreklerine yazacağım. Ben onların Tanrısı olacağım, Onlar da benim halkım olacak. Bundan böyle kimse komşusunu ya da kardeşini, Çünkü küçük büyük hepsi Tanıyacak beni” diyor RAB. “Çünkü suçlarını bağışlayacağım, Günahlarını artık anmayacağım.”

Yeremya 31:31-34

İlk Anlaşma – Musa Peygamber (A.S.) tarafından verilmiş olan Yasa başarısız oldu ama bunun sebebi Yasa’nın kötü olması değildi. Hayır, Musa’nın Yasası çok iyiydi (hala da öyle). Sorun Yasa’da yazılanlar değil, nereye yazılmış olmalarıydı. İnsanların Yasa’ya uyabilmeleri için Yasa’nın insanların yüreklerine yazılmış olması gerekirdi, taş tabletlere değil. Ancak sorun, Yasanın basitçe taş tabletler üzerine yazılmış olmasıydı. Yürekleri susuz olan insanlar Yasa’ya itaat edemediler. Yasa’nın insanların içlerine yazılmış olması gerekirdi, böylece ona itaat etme güçleri olabilirdi.

Yahudi oldukları için mi Yasa’ya itaat edemediler? Birçok insan, birçok sebepten ötürü başarısızlıkları için Yahudileri suçlamak için çok aceleci davranır. Fakat bu noktada önce kendimizi değerlendirmemiz bizim için daha yararlı olacaktır. Ne de olsa, Yargı Günü geldiğinde Allah’ın önünde diğer insanlar için değil, yalnızca kendi başarılarımız ve başarısızlıklarımız konusunda cevap vereceğiz. Hayatınızı değerlendirdiğinizde Yasa’ya uyduğunuzu düşünüyor musunuz? – kalbinize yazılmış olduğunu ve bu nedenle de itaat etme gücüne sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz? Yasayı gereğince koruduğunuzu düşünüyorsanız, İsa Mesih’in (A.S.) öğretileri ışığında işlerinizi göz önünde bulundurmak isteyebilirsiniz. Yoksa sizin için Yeremya zamandaki İsrailliler gibi mi? – Yasa İyi – ama basitçe taş tabletlere yazılmış olduğu için itaat etme gücünüz yok mu? Musa peygamberden (A.S.) öğrendiğimiz standardı ( hatırlayın. Yasaların çoğuna sıklıkla uymak yeterli değildir. Her zaman hepsine itaat etmeliyiz.

Kendinizin bir şekilde Yasa’nın altına düştüğünüzü hissederseniz, bazı hareketlerinizden dolayı utanç duyarsanız, cesur olun. Allah, Büyük Lütfu ile, yukarıdaki mesajında başka bir vaatte bulunur, bir Yeni Anlaşma vaadinde… Yeremya peygamberin zamanından sonra gelecek olan bir vaattir. Bu Anlaşma farklı olacaktır, çünkü gereksinimler bu Yeni Sözleşmenin insanlarının “içlerine” yazılacak ve onların kararlarına göre yaşama kabiliyeti verecektir.

Fakat bu yeni Anlaşmanın ‘İsrail evi’ olan Yahudiler içinmiş gibi göründüğünü fark ettiniz mi? Bunu ne şekilde anlamalıyız? Yahudi halkı bazen en kötü, bazen de en iyi durumlara sahip gibi görünüyor. Burada Zebur’un bir diğer büyük peygamberi olan Yeşaya (Mesih’in bakireden geleceğinin peygamberliğinde bulunan kişi – A.S. the one who prophesied of the Masih coming from a virgin ) Yeremya’nınkiyle (A.S.) bağlantılı bir peygamberlikte bulunur. Bu iki peygamber birbirlerinden 150 yıl arayla yaşamış olsalar da (çizelgede görebilirsiniz) ve bu sebepten birbirlerini tanımamış olsalar da, her ikisine de Allah tarafından, birbirini tamamlayan mesajlar verildi, böylece bu mesajların kaynağının Allah olduğunu biliyoruz.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2012/12/Jeremiah-timeline.jpg

Yeremya Peygamberin, Zebur’un diğer peygamberleriyle zaman çizelgesindeki yeri

Geleceğe bakan Yeşaya aynı zamanda gelecek olan bir Kul’dan bahseder. Peygamberlikte bulunduğu şey şudur:

Kulu olmam için, Yakup soyunu kendisine geri getirmem, İsrail’i önünde toplamam için Rahimde beni biçimlendiren RAB şimdi şöyle diyor: –O’nun gözünde onurluyum, “Yakup’un oymaklarını canlandırmak, Sağ kalan İsrailliler’i geri getirmek için Kulum olman yeterli değil. Seni uluslara ışık yapacağım. Öyle ki, kurtarışım yeryüzünün dört bucağına ulaşsın.” 

Yeşaya 49:5-6

Başka bir deyişle, bu gelecek olan kul, Tanrı’nın kurtuluşunu Yahudi halkından Yahudi olmayan halka götürecektir. Bu şekilde kurtuluş dünyanın her bir ucuna ulaşacaktır.  Bu gelecek olan kul kimdi? Bu görevi nasıl başaracaktı? Yeremya’nın taş yerine kalbimize yazılacak olan Yeni Anlaşma kehanetini nasıl yerine getirecekti? Zebur’daki peygamberliklere bakmaya devam ediyoruz.

Susuzluğumuzun İşareti

İsraillilerin Tarihinde , Yasa verildiği halde Kutsal Kitap tarihlerinin büyük ölçüde bu Yasa’ya itaatsizlik ve günah işlemekten ibaret olduğunu gördük. Zebur’a Giriş () makalesinde bahsettiğim gibi, Davut ve Süleyman’dan (A.S.) sonra gelen Krallar, bu tanrısal kralların fiziksel çocukları olsalar da birçoğu kötüydüler. Bu nedenle Allah onları uyarmak için Zebur’da geçen birçok peygamberi gönderdi.

Yeremya – Uyaran Peygamber

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2012/12/Jeremiah-timeline.jpg

Yeremya Peygamberin, Zebur’un diğer peygamberleriyle zaman çizelgesindeki yeri

Yeremya peygamber (A.S. – Peygamberler Çizelgesinde görebilirsiniz) günah ve kötülüğün çok olduğu Krallar döneminin başında yaşamıştı. Bahsettiği günahlar günümüzde de çok yaygın olan günahlardır: zina, sarhoşluk, cinsel ahlaksızlık, putperestlik, büyücülük, yolsuzluk, kavga, şiddet, yalan, fakirleri sömüren zenginler, vs. Ancak Yeremya Kitabına günahlarının bir özetini vererek başlar ve tüm günahlarını sadece ikiye ayırır:

 Çünkü halkım iki kötülük yaptı: Beni, diri suların pınarını bıraktı, Kendilerine sarnıçlar, Su tutmayan çatlak sarnıçlar kazdılar.

Yeremya 2:13

Yeremya peygamber günahı daha iyi anlamamız için metafor kullanır. Allah (peygamber aracılığıyla) onların susamış insanlar olduklarını söyler. Susamak kötü bir şey değildir – ama iyi sudan içmeleri gerekir. Allah susuzluklarını giderebilecek olan iyi suydu. Fakat, susuzluklarını gidermek için O’na gitmek yerine, İsrailliler susuzluklarını giderebilmek için sarnıçlara gittiler ama bu sarnıçlar kırıktı ve bu nedenle içlerinde su yoktu. Başka bir deyişle, bütün o farklı günahları, susuzluklarını gidermek için Allah’a yönelmek yerine başka şeylere gitmek ile özetlenebilir. Fakat bu başka şeyler susuzluklarını gideremezlerdi. Sonuç olarak günah işlemeye devam eden İsrailliler hala susamışlardı ama Allah’ı seçmedikleri için sadece kırık sarnıçlara tutundular – yani bütün sorunlarına ve zorluklarına neden olan günahlarına…

Süleyman’ın Bilgeliği bizim ‘kırık sarnıçlarımızı’ açığa çıkarır

Hatta bu Süleyman (A.S.) tarafından da deneyimlenip açıklanmıştır. Allah’ın Lütfuna teslim olduğumda öğrendiğim Bilgelik makalemde açıkladığım gibi, ben de en derin etkiye sebep olan Süleyman’ın yazılarıydı. Yaşamını, isteyebileceği her şeye sahip olduğu bir yaşam olarak tanımladı, ama sonunda hala ‘susuz’ kaldı. Her yerde mevcut olan ‘kırık sarnıçlardan’ içme eğilimlerini şöyle anlatıyor.

“Her şey boş, bomboş, bomboş!” diyor Vaiz. Vaiz 1-2

Süleyman’ın bilgeliği ve Yeremya’nın uyarısı bugün bizler için yazılmıştır. Bu özellikle günümüzde, önceki dönemlerden daha çok zenginlik, eğlence, film, müzik vs. çağında yaşadığımız için geçerlidir. Modern toplum çağımız, tüm çağlar arasında en zengini, en eğitimlisi, en gezgini, eğlencelisi, mutlusu, motive edilmişi ve teknolojik olarak ilerisidir. Bu nedenle bu tür şeylere çok kolay kayabiliriz – ve çağımızla gelen diğer şeylere: pornografi, yasadışı ilişkiler, uyuşturucular, alkol, kibir, para, sinir, kıskançlık – bunların susuzluğumuzu gidereceklerini düşünürüz. Bütün peygamberlerin Yasa’sından bu tür şeylerin yanlış olduklarını biliriz ama yüreğimizdeki susuzluğu gidereceklerini düşündüğümüzden onları arzularız. Bu Süleyman’ın, Yeremya’nın, diğer peygamberlerin zamanında ve ayrıca bizim zamanımızda aynıdır.

Yeremya ve Süleyman’ın uyarısı, kendimize dürüst sorular sorabilmek için Allah tarafından gönderilmiştir:

  • Neden modern çağımızda depresyon, intihar, obezite, boşanma, kıskançlık, nefret, pornografi ve bağımlılıklarla mücadele ediyoruz?
  • Siz susuzluğunuzu gidermek için hangi ‘sarnıçları’ kullanıyorsunuz? Bu sarnıçların içinde ‘su’ olabiliyor mu?
  • Süleyman kadar bilgelik, sevgi ve zenginlik başarılarına sahip olabileceğinizi düşünüyor musunuz? Eğer bu başarılarıyla tatmin olmamışsa, siz susuzluğunuzu bu tür şeylerle giderebileceğinizi düşünüyor musunuz?

Günah buyrukları yerine getirmemek ve aynı zamanda dikkat etmemiz gerekn bir şeydir. Susuzluğumuzun bir İşareti’dir. Bu susuzluğumun ne olduğunun farkına varırsak bilgelik kazanmış oluruz. Allah bunu Zebur’a koydu çünkü susuzluğumun çok iyi farkındadır. Çünkü susuzluğumuzu Allah giderebilir – gidermek istiyor. Buna her zamanki yoluyla başla – özel bir peygamberlik vaadi vererek – ve Yeremya aracılığıyla. Bir sonraki makalemizde buna bakacağız.

İsa’nın “Mesih” Ünvanı Nereden Gelir?

Kur’an İsa’dan (A.S.) ‘Mesih’ diye bahseder. Bu ne anlama gelir? Nereden gelir? Neden Hristiyanlar ondan “Mesih” diye bahsederler?  Mesih kelimesi iki taraftan da aynı anlama mı geliyor yoksa bir yozlaşma var mıdır? Zebur (Mezmurlar) bu önemli sorulara yanıt verir. Fakat bu makaleyi anlayabilmek için öncelikle ‘Kutsal Kitap Nasıl Tercüme Edildi?’ makalesini okumanız gerekmektedir.

‘Mesih’in’ Kökeni

Aşağıdaki şekilde ‘Kutsal Kitap Nasıl Tercüme Edildi?’ makalesinde anlatılan, spesifik olarak İncil veya Yeni Antlaşma’da “Mesih” kelimesine odaklanarak tercüme sürecini gösterdim.


İbraniceden günümüze ‘Mesih’ kelimesinin çeviri akışı

Zebur’un orijinal dili olan İbranice’de kelimenin ‘mashiyach’ olduğunu ve ‘meshedilmiş veya kutsanmış’ kişi olarak tercüme edildiğini görebilirsiniz (1. Çeyrekte). Zebur’un (Mezmurlar) bazı bölümleri, geleceği öngörülen belirli bir mashiyachtan bahsetmiştir. Septuagint MÖ 250’de geliştiğinde (bkz. Kutsal Kitap nasıl tercüme edildi), bilginler Yunanca’da, İbranice’deki mashiyach kelimesine benzer bir anlama sahip bir kelime kullandılar – Χριστός = Kristos – bu da törensel olarak yağ ile ovmak anlamına gelen chrio kelimesinden geliyordu.

Bu nedenle Kristos kelimesi İbranice’deki “mashiyach” kelimesinden, Yunanca Septuagint’e bu özel kişiyi ifade etmek için anlamını baz alarak (sesini değil) çevrildi. Bu da 2. Çeyrekte yer almaktadır. İsa’nın (A.S.) öğrencileri Septuagint’te bahsedilen kişinin ta kendisi olduğunu fark ettiler ve İncil’de (veya Yeni Antlaşma’da) )de Kristos kelimesini kullanmaya devam ettiler. (Yeninden 2. Çeyrekte)

Ancak günümüz dillerinde ‘Kristos’ Yunancadan “Mesih” olarak İngilizceye (ve diğer modern dillere) çevrildi. Bu #3 numaralı şeklin alt kısmında yer alır. Bu nedenle, Türkçe’deki ‘Mesih’ kelimesi, Zebur’un Mezmurları’ndan türetilmiş, İbranice’den Yunanca’ya tercüme edilmiş ve daha sonra Yunanca’dan da Türkçe’ye tercüme edilerek elde edilmiş olan çok özel bir kelimedir. İbranice olan Zebur doğrudan modern dillere çevrildi ve çevirmenler orijinal İbranice ‘mashiyach’ı oluşturmak için farklı kelimeler kullandılar.

‘Mesih’=’Meshedilmiş Olan’

O halde Kur’an-ı Kerim’deki Mesih kelimesi  nereden geliyor?

İncil’in farklı yerlerinde bulunan ve eşdeğer başlıklar olan “Mesih” = “Meshedilmiş Olan” ın nasıl aynı olduklarını gördük. Peki ama ‘Mesih’e Kur’an’da ne deniliyor? Cevaplamak için Mashiyach-> Mesih’in İncil’deki akışını gösteren yukarıdaki şekilden hesaplayacağım.

Aşağıdaki şekil, İncil’in İbranice ve Yunanca çevirilerinden sonra yazılan Arapça Kur’an’ı içerecek şekilde süreci genişletmektedir. 1. Çeyreği iki bölüme ayırdığımı görebilirsiniz. Bölüm 1a, yukarıda açıklandığı gibi İbranice’deki Zebur’daki orijinal ‘mashiyach’ kelimesinin çevrilmesinden önceki hali ile aynıdır. Bölüm 1b şimdi bu terimi Arapça’da takip eder. Kur’an’da ‘mashiyach’ kelimesinin (مسيح) tercüme edildiğini (örneğin benzer sesle) görebilirsiniz. Daha sonra, Kur’an’ın Arapça konuşan okuyucuları kelimeyi Türkçe’ye çevirdiklerinde tekrar “Mesih” olarak tercüme ettiler.


‘Meshedilmiş Olan’ = ‘Mesih’ sürecini gösteren çeviri sürec

Bu arka plan bilgisi ile hepsinin aynı başlık olduğunu ve hepsinin aynı şekilde aynı anlama geldiğini görebiliriz tıpkı “4= ‘dört’ (Türkçe) = ‘four’ (İngilizce) = IV (Roma rakamları) = 6-2 = 2+2 olduğu gibi.

1.Yüzyılda Öngörülen Mesih

Bu bilgilerle İncil’den (Müjde) gözlemler yapalım. Aşağıda Doğu’dan gelen yıldızbilimciler İsa’yı görmek için geldiklerinde Kral Hirodes’in tepkisi vardır. Bu, İsa’nın (A.S.) doğumu ile ilgili hikayenin iyi bilinen bir kısmıdır.

“Kral Hirodes bunu duyunca kendisi de bütün Yeruşalim halkı da tedirgin oldu. Bütün başkâhinleri ve halkın din bilginlerini toplayarak onlara Mesih’in nerede doğacağını sordu.”

 
3 Kral Hirodes bunu duyunca kendisi de bütün Yeruşalim halkı da tedirgin oldu.
4 Bütün başkâhinleri ve halkın din bilginlerini* toplayarak onlara Mesih’in nerede doğacağını sordu.

Matta 2:3-4

‘Mesih’ fikrinin Hirodes ve dini danışmanları arasında İsa (A.S.) doğmadan önce bile yaygın olarak kabul edildiğini ve burada özellikle kendisine değinmeden kullanıldığını görebilirsiniz. Bunun nedeni, yukarıda açıklandığı gibi, ‘Mesih’ fikrinin, yüzlerce yıl önce Peygamber ve Kral Davut (A.S.) tarafından yazılan Zebur’dan (Mezmurlar) gelmesi ve genellikle 1. yüzyıldaki Yahudiler tarafından (Hirodes gibi) Yunan Septuagint’ında sıklıkça okunmasıydı. ‘Mesih’ bir isim değil, bir ünvandı (ve hala daha öyledir). Buradan, ‘Mesih’in’ bir Hristiyan buluşu ya da Da Vinci Şifresi gibi filmler tarafından popüler hale getirilmiş 300 MS Roma İmparatoru Konstantin gibi birinin icadı olduğu saçma fikirleri hemen reddedebiliriz. Bu ünvan, Hristiyanlar olmadan yüzlerce yıl önce veya Konstantin iktidara gelmeden önce vardı.

Zebur’da Mesih Peygamberlikleri

Yaklaşık MÖ 1000 yılında – İsa’nın (A.S.) doğumundan çok önce – Davut Peygamber (A.S.) yazılmış olan ve Zebur’da (Mezmurlar) geçen, peygamber ünvanı olan ‘Mesihin’ ilk örneklerine bakalım.

“Dünyanın kralları saf bağlıyor… RAB’be ve meshettiği kralakarşı…

Göklerde oturan Rab gülüyor, onlarla eğleniyor… ve, “Ben kralımı Kutsal dağım Siyon’a oturttum” diyor… “

Mezmur 2:2-4

Zebur geleceğe yönelik iddialarda ve kehanetlerde bulunur. Hirodes, peygamberlerin Eski Antlaşma’da gelecek olan Mesih ile ilgili peygamberliklerde bulunduklarını biliyordu – bu nedenle aldığı duyuru için hazırlıklıydı. Yalnızca danışmanlarının bu varsayımları açıklaması gerekiyordu çünkü kendisi Zebur’u çok iyi bilmiyordu. Yahudiler gelecek olan Mesih’i bekliyor olmalarıyla bilinirler. Mesihlerinin gelmesini beklemeleri veya aramalarının İncil’deki İsa (A.S.) ile hiçbir ilgisi yoktur. Bundan ziyade tamamen Zebur’daki açık bir şekilde geleceğe yönelik kehanetlerle ilgilidir.

Tevrat & Zebur’daki Peygamberlikler: kilit ve anahtar sistemindeki kilit gibidir

Tevrat ve Zebur’un özellikle gelecek ile ilgili varsayımlarda bulunması onları bir kapının kilidi gibi yapar. Bir kilit öyle bir şekilde tasarlanır ki, yalnızca tek bir ‘anahtar’ onu açabilir. Aynı şekilde Eski Antlaşma da bir kilit gibidir. İbrahim’in (A.S.) Büyük Kurbanı’nda , Musa Peygamber’in (A.S.) Fısıh Bayramında ve bir sonraki Bakirenin Oğlunun İşaretinde gelecek olan bu kişiyle ilgili belli peygamberlikler olduğunu görmüştük. Zebur bu peygamberliklerle bitmez. Mesih’in kim olduğunu ve neler yapacağını çok daha fazla detayla açıklar. Zebur ile devam ediyoruz, ancak önce Mesih’in ele alacağı ihtiyacımıza bakıyoruz.

Neden birçok farklı Kutsal Kitap “Versiyonu” vardır?

Yakın zamanda bir camide bir imamın vaazını dinliyordum. Çok yanlış bir şey söyledi. Söylediği şeyi çok kez yakın arkadaşlarımdan duymuştum. Belki siz de duymuşsunuzdur ve aklınızda soru işaretlerine neden olmuştur. Bu yüzden bir düşünelim.

İmam, Kutsal Kitap’ın birçok farklı versiyonu olduğunu söyledi. İngilizce olarak (saydı), King James Versiyonu, New International Versiyonu, New American Standard Versiyonu, New English Versiyonu ve daha birçoğu olduğunu söyledi. Sonra imam, birçok farklı versiyon olduğu için, Kutsal Kitap’ın bozuk olduğunu veya en azından ‘gerçek’ olanı bilemeyeceğimizi söyledi. Evet, aslında farklı versiyonlar vardır ama bunların Kutsal Kitap’ın bozulması ya da gerçekten farklı Kutsal Kitap olup olmadıkları ile ilgisi yoktur. Aslında tek bir Kutsal Kitap vardır.

Örneğin New International Versiyondan bahsettiğimizde, orijinal Grekçe dilinden (İncil) ve İbranice’den (Tevrat & Zebur) İngilizce’ye tercüme edilmiş olan belli bir çeviriden bahsediyor oluruz. New American Standard Versiyonu İngilizce başka bir çeviridir, ancak aynı Yunanca ve İbranice metinden gelir.

Aynı şey Kur’an-ı Kerim için de geçerlidir. Ben genelde Yusuf Ali çevirisini kullanırım ama arada Pickthall versiyonunu da kullanırım. Pickthall, Yusuf Ali’nin kullandığı aynı Arapça Kuran’dan tercüme edildi, ancak çevirisinde İngilizce kelime seçimi her zaman aynı değildir. Bu nedenle farklı çeviriler vardır. Ama hiç kimse – ne bir Hristiyan, ne bir Yahudi, ne de bir ateist Kuran’ın İngilizce’ye (Pickthall ve Yusuf Ali’nin) iki farklı çevirisi olduğu için bunun ‘farklı’ Kuranlar olduğu veya Kur’an-ı Kerim’in bozulduğu anlamına geldiğini söylemez. Aynı şekilde, Incil’in Yunanca bir metni vardır (buraya   bakınız) Tevrat ve Zebur’un da İbranice metni vardır (buraya bakın). Ancak çoğu insan bu dilleri okumaz, böylece mesajı kendi dillerinde anlayabilmeleri için İngilizce (ve diğer dillerde) çeşitli çeviriler mevcuttur. “Versiyonlar” yalnızca farklı çevirilerdir, böylece mesaj daha iyi anlaşılabilir.

Peki ya çeviri ile ilgili hatalar? Farklı çevirilerin olması, orijinal yazarların yazdıklarını doğru bir şekilde çevirmenin imkansız olduğunu gösteriyor mu? Grekçe yazılmış geniş klasik literatür nedeniyle, orijinal yazarların orijinal düşünce ve kelimelerini tam olarak tercüme etmek mümkün hale gelmiştir. Aslında farklı modern versiyonlar bunu göstermektedir. Örneğin, burada orijinal dili Grekçe olan, Yeni Antlaşma’nın 1. Timoteos 2:5 kitabından bir ayet yer almaktadır.

εις γαρ θεος εις και μεσιτης θεου και ανθρωπων ανθρωπος χριστος ιησους

1. Timoteos 2:5

İşte bu ayetin bazı popüler çevirileri:

 “Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır…” (Yeni Çeviri)

“Çünkü bir Allah ve Allah ile insanlar arasında bir meyancı vardır…” (Kitab-ı Mukaddes)

1.Timoteos 2:5 farklı çeviriler

Gördüğünüz gibi, çeviriler çok yakındırlar – sadece birkaç kelime ile farklıdırlar. Ama daha da önemlisi, sadece biraz farklı kelime kullanımı ile tamamen aynı anlama gelirler. Çünkü sadece bir tane Kutsal Kitap vardır ve bu nedenle ondan yapılan tercümeler farklı olacaktır. “Farklı” Kutsal Kitaplar yoktur. Başta da yazmış olduğum gibi, farklı çeviriler olduğu için farklı Kutsal Kitaplar vardır demek çok yanlıştır.

Herkesi, Kutsal Kitap’ı/İncil’i kendi anadilinde okumak için bir versiyonunu seçmeye çağırıyorum. Bu çabaya değecektir.

Kutsal Kitap Nasıl Tercüme Edilmiştir?

Kutsal Kitap genellikle orijinal dillerinde (İbranice ve Yunanca) okunmaz. Bunun nedeni bu dillerde mevcut olmaması değildir. Araştırmacılar, Kutsal Kitap’ı orijinal dillerde okuyabilmek ve incelemek amacıyla üniversitede Yunanca ve İbranice öğreniyorlar. (Tevrat’ı orijinal dili olan İbranice olarak burada ve İncil’i de orijinal dili olan Grekçe’de burada görebilirsiniz). Bu genellikle Kutsal Kitap profesörlerinin çalışma biçimidir. Ancak düzenli inananlar genelde Kutsal Kitap’ı orijinal dillerinde okumaz veya incelemez, bunun yerine kendi anadillerindeki bir çeviriden okurlar. Bu nedenle, Kutsal Kitap orijinal dillerinde sıklıkla görülmez, bazılarının orijinal dillerin kaybolduğunu düşünmesine neden olurken, diğerleri çeviri sürecinin yolsuzluğa yol açtığını düşünür. Bu sonuçlara varmadan önce, ilk kitabın veya İncil’in çeviri sürecini anlamak daha iyidir. Bu makalede yapacağımız şey budur.

Çeviri ve Harf Çevirisi

Öncelikle çevirinin bazı temellerini anlamamız gerekir. Çevirmenler bazen, özellikle isimler veya başlıklar söz konusu olduğunda anlamdan ziyade benzer bir sesle çevirmeyi tercih ederler. Bu harf çevirisi olarak bilinir. Aşağıdaki şekilde çeviri ve harf çevirisi arasındaki fark gösterilmektedir. Arapça’dan ‘Tanrı’ kelimesini Türkçe’ye çevirmenin iki yolunu seçebilirsiniz. ‘Tanrı’yı’ verilen anlamla tercüme edebilir veya ‘Allah’ı’ elde etmek için sesle tercüme edebilirsiniz.


Bu şekil, bir dilden diğerine nasıl çeviri yapabileceğimizi veya tercüme edebileceğimizi göstermek için ‘Tanrı’ terimini kullanır

Son yıllarda İngilizce ve Arapça arasındaki artan alışverişle birlikte, “Allah” terimi İngilizce dilinde Tanrı anlamına gelen tanınmış bir kelime haline gelmiştir. Başlıklar ve anahtar kelimeler için çeviri veya harf çevirisi seçiminde mutlak bir ‘doğru’ veya ‘yanlış’ yoktur. Seçim, terimin alıcı dilinde ne kadar iyi kabul edildiğine veya anlaşıldığına bağlıdır.

Septuaginta

Kutsal Kitap’ın ilk çevirisi, İbranice Eski Antlaşma (= Tevrat ve Zebur) MÖ 250 yıllarında Yunancaya çevrildiğinde gerçekleşmiştir. Bu çeviri Septuaginta (veya LXX) olarak bilinir ve çok etkilidir. Yeni Antlaşma Grekçe yazıldığından, Eski Antlaşmanın birçok alıntısı Grek Septuagintasından alınmıştır.

Septuagintada Çeviri & Harf Çevirisi

Aşağıdaki şekil, tüm bunların çeviri aşamalarının kadranlarda gösterildiği günümüz Kutsal Kitaplarını nasıl etkilediğini göstermektedir.


Bu şekil Kutsal Kitap’ın modern dile çevrilmesindeki tercüme aşamasını gösterir

Orijinal İbranice Eski Antlaşma (Tevrat ve Zebur) 1. çeyrekte yer alır ve bugün Masoretik metinde ve Ölü Deniz Parşömenlerinde erişilebilir. Septuaginta bir İbranice -> Grekçe çevirisi olduğundan # 1’den # 2’ye kadar olan bir ok ile gösterilir. Yeni Antlaşma’nın kendisi orijinal olarak Grekçe yazılmıştır, bu da # 2’nin hem Eski hem de Yeni Antlaşma’yı içerdiği anlamına gelir. Alt yarıda (# 3) Kutsal Kitap’ın modern bir çevirisi vardır (örn. İngilizce). Oraya ulaşmak için Eski Antlaşma orijinal İbranice’den (1 -> 3) ve Yeni Antlaşma Grekçe’den (2 -> 3) çevrilir. Çevirmenler, daha önce açıklandığı gibi isimlerin ve başlıkların harf çevirisi veya tercüme edilmesine karar vermelidir. Bu, çevirmenlerin her iki yaklaşımı da alabileceğini gösteren harf çevirisi ve çeviri etiketli yeşil oklarla gösterilmiştir.

Septuaginta Kutsal Kitabın Yolsuzluğu Sorunu Üzerine Tanık

Septuaginta, MÖ 250 civarında İbranice’den çevrildiğinden beri (Grekçe’yi yine İbranice’ye çevirirsek), bu çevirmenlerin tercüme ettikleri İbranice el yazmalarında ne olduğunu görebiliriz. Bu metinler neredeyse aynı oldukları için bu, Eski Antlaşma metninin MÖ 250’den beri değişmediğini gösterir. Septuaginta, Orta Doğu ve Akdeniz’de yüzlerce yıldır Yahudiler, Hristiyanlar ve hatta putperestler tarafından okunmuştur ve günümüzde bile Orta Doğu’daki birçok kişi hala kullanır. Birisi (Hristiyanlar, Yahudiler veya bir başkası) Eski Antlaşmayı değiştirip bozarsa, Septuaginta İbranice metinden farklı olurdu. Ama aslında özünde aynıdırlar.

Benzer şekilde, örneğin İskenderiye/Mısır’da bir kişi Septuagint’i bozmuş olsaydı, İskenderiye’deki Septuagint el yazması kopyaları Orta Doğu ve Akdeniz’deki diğer Septuagint el yazmalarından farklı olurdu. Fakat aslında aynıdırlar. Böylece veriler bize Eski Antlaşma’nın bozulmadığını herhangi bir çelişki olmadan söylerler.

Çeviride Septuaginta

Septuagint, modern çeviriye yardımcı olmak için de kullanılır. Çeviri uzmanları Septuagint’i Eski Antlaşamanın daha zor pasajlarından bazılarını tercüme etmelerine yardımcı olmak için günümüzde dahi kullanıyorlar. Grekçe çok iyi anlaşılmıştır ve İbranice’nin zor olduğu bazı pasajlarda çevirmenler, Septuagint çevirmenlerinin 2250 yıl önce bu belirsiz pasajları nasıl anladığını görebilirler.

Çeviri / harf çevirisi ve Septuagint’i anlamak, ‘Mesih’ gibi İsa’ya ilişkin terimlerin nereden geldiğini anlamamıza yardımcı olur. Bu da İncil’in mesajını daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Bir sonraki bölümde buna bakacağız.