Gelecek Olan Mesih: ‘Yedi’ İşaretleri

Kur’an-ı Kerim’de birçok kez, Allah’ın döngüleri yedişer halde kullandığını görürüz. Örneğin Talak Suresi (65. Sure) şöyle der:

“Yedi göğü ve yerden de onların benzerlerini yaratan Allah’tır. Allah’ın gücünün her şeye yettiğini ve yine Allah’ın ilminin her şeyi kuşattığını bilesiniz diye O’nun buyruğu gelip, bunlar arasında (bütün evrende) sürekli gerçekleşir.”

Talak Suresi 65:12

Ve Nebe Suresi (78. Sure) şöyle söyler:

“Sizin üstünüze de sapasağlam yedi gök bina ettik”

Nebe Suresi 78:12

O zaman, aşağıda görüldüğü gibi Mesih’in geliş zamanının da yedili olarak verilmesi bizi şaşırtmamalı.

Peygamberleri araştırdığımızda, bazen aralarında yüzlerce yıl olsa da – yani kehanetlerini birbirlerine iletmeleri imkansızdı – kehanetlerinin Mesih’in gelişi konusunda bir merkez oluşturduklarını görüyoruz. Yeşaya peygamberin (A.S.) kütükten filizlenen Dal İşaretini ve sonrasında da Zekeriya peygamberin (A.S.) bu Dal’ın isminin İbranice’deki Yhowshuwa, Grekçe Iesous ve Türkçe’de de İsa olacağının peygamberliğinde bulunduğunu görmüştük. Evet, Mesih’in ismi İsa Mesih (A.S.)  gelmeden 500 yıl önce bildirilmişti.  Bu kehanet, Yahudiler tarafından hala okunan ve kabul edilen – ancak anlaşılmayan – Yahudiler Kitabında (İncil değil) yazılmıştır.

Daniel Peygamber

Şimdi sıra Daniel peygambere (A.S.) geldi. Sürgün olan Babil’de yaşıyordu, Babil ve Fars hükümetlerinde güçlü bir memur ve aynı zamanda bir peygamberdi. Aşağıdaki zaman çizelgesi Daniel’in (A.S.)  peygamberlerin tarihinde nerede yaşadığını göstermektedir.

 The Prophets Daniel & Nehemiah shown in timeline with other prophets of Zabur

Daniel & Nehemya Peygamberin Zebur’un diğer peygamberleriyle çizelgedeki yeri

Daniel peygamber (A.S.) kitabında Cebrail adlı melek tarafından bir mesaj alır. Bütün Kutsal Kitap’ta, Cebrail tarafından mesaj alan tek isimler Daniel, İsa’nın annesi Meryem ve İsa’dır (A.S.). Bu nedenle bu mesajı dikkatle inceleyelim. Melek Cebrail ona şöyle dedi:

…daha dua ediyorken, önceden görümde gördüğüm adam –Cebrail– akşam sunusu saatinde hızla uçarak yanıma geldi. “Daniel, sana anlayış vermek için geldim” diye açıkladı, “Sen Tanrı’ya yalvarmaya başlar başlamaz, duan yanıtlandı; bunu bildirmeye geldim. Çünkü sen çok sevilen birisin. Bu nedenle sözün anlamını kavra ve görümü anla:

“Başkaldırıyı ortadan kaldırmak, günaha son vermek, suçu bağışlatmak, sonsuza dek kalıcı doğruluğu sağlamak, görüm ve peygamberliği mühürlemek, En Kutsal’ı meshetmek için senin halkına ve kutsal kentine yetmiş hafta kadar zaman saptanmıştır.

“Şunu bil ve anla: Yeruşalim’i yeniden kurmak için buyruğun verilmesinden, meshedilmiş olan önderin gelişine dek yedi hafta geçecek. Altmış iki hafta içinde Yeruşalim yeniden sokaklarla, hendeklerle kurulacak. Ancak bu sıkıntılı zamanlarda olacak. Bu altmış iki hafta sonunda meshedilmiş olan öldürülecek ve onu destekleyen olmayacak. Gelecek önderin halkı, kenti ve kutsal yeri yerle bir edecek. Sonu tufanla olacak: Savaş sona dek sürecek. Yıkımların da olacağı kararlaştırıldı.

Daniel 9:21-26

Bunun ‘meshedilmiş’ in gelişinin bir kehaneti olduğunu görüyoruz (burada   görmüş olduğumuz gibi = Mesih). Cebrail melek Mesih’in gelişi ile ilgili bir zaman çizelgesi verdi. Cebrail, “Yeruşalim’i yeniden kurma ve yeniden inşa etme kararının çıkarılması” ile başlayacak bir geri sayım olacağını söylemiştir. Bu mesaj Daniel’e verilmiş olsa da (yaklaşık MÖ 537 yılında) bu geri sayımın başlangıcını görecek kadar yaşamadı.

Yeruşalim’i yeniden kurmak ve yeniden inşa etmek için Kararnamenin Verilmesi

Daniel (A.S.)’den yaklaşık 100 yıl sonra yaşamış ve geri sayımı görmüş olan kişi Nehemya’ydı. Pers Kralı Arthahşasta’nın sakisi olan Nehemya, günümüzde İran’da olan Sus bölgesinde yaşıyordu. Yukarıdaki zaman çizelgesinde ne zaman yaşamış olduğunu görebilirsiniz. Nehemya, kitabında bize şöyle der:

“Kral Artahşasta’nın krallığının yirminci yılı, Nisan ayıydı. Krala getirilen şarabı alıp kendisine sundum. O güne kadar beni hiç üzgün görmemişti. Bu yüzden, “Neden böyle üzgün görünüyorsun?” diye sordu, “Hasta olmadığına göre, bir derdin olmalı.” Çok korktum. Krala, “Tanrı sana uzun ömürler versin” dedim, “Atalarımın gömüldüğü kent yıkıldı, kapıları yakıldı. Nasıl üzülmem?” Kral, “Dileğin ne?” diye sordu. Göklerin Tanrısı’na dua edip krala şöyle dedim: “Eğer uygun görüyorsan, benden hoşnut kaldınsa, lütfen beni Yahuda’ya, atalarımın gömüldüğü kente gönder; kenti onarayım.” Kral kraliçeyle birlikte oturuyordu. “Yolculuğun ne kadar sürer?” diye sordu, “Ne zaman dönersin?” Böylece kral dileğimi uygun buldu ve beni göndermeyi kabul etti. Ona ne zaman döneceğimi söyledim. Sonra şöyle dedim: “Uygun görüyorsan, Yahuda’ya varmamı sağlamaları için, Fırat’ın batı yakasındaki valilere birer mektup yazılsın. Bir de kralın orman sorumlusu Asaf’a bir mektup götürmek istiyorum. Tapınağın yanındaki kalenin kapıları, kent surları ve oturacağım evin yapımı için bana kereste versin.” Tanrım bana destek olduğu için kral dileklerimi yerine getirdi. Fırat’ın batı yakasındaki valilere gidip kralın mektuplarını verdim. Kral benimle birlikte komutanlar ve atlılar göndermişti. Horonlu Sanballat ile Ammonlu görevlilerden Toviya, İsrail halkının iyiliği için birinin çalışmaya geldiğini duyunca çok sıkıldılar. Yeruşalim’e gittim. Orada üç gün kaldıktan sonra, gece kalkıp birkaç adamla birlikte işe koyuldum. Yeruşalim için yapacaklarıma ilişkin Tanrı’dan aldığım esini kimseye açıklamadım. Bindiğim hayvandan başka hayvan götürmemiştim.”

Nehemya 2:1-12

Thus his 20th year would place this decree in the year 444 BC. Gabriel had sent a message to the prophet Daniel (PBUH) and given a sign for the start of the countdown. Almost a hundred years later, the Persian Emperor, not knowing about this prophecy of Daniel, issues this decree – setting in motion the countdown that had been written would bring the Anointed One – the Masih.

Bu, Daniel’in peygamberlikte bulunduğu “Yeruşalim’i yeniden kurmak ve yeniden inşa etmek” gününü temsil eder. Aynı zamanda, hükümdarlığına MÖ 465 yılında başlayan Pers İmparatoru Artahşasta’nın, 20. yılında gerçekleştiğini görüyoruz. Böylelikle İmparatorun 20. yılı, MÖ 444 yılına denk gelir. Cebrail, Daniel’e verdiği mesajda, geribildirimin ne zaman başlayacağı ile ilgili bir işaret vermişti. Neredeyse yüz yıl sonra, Daniel’in bu kehanetini bilmeyen Pers İmparatoru, meshedilmiş olanın, yani Mesih’in gelmesine neden olacak bu geri sayımı, kararnameyi yayınlayarak onaylamış oldu.

Gizemli Yediler

Cebrail tarafından Daniel peygambere verilmiş olan mesaj, Mesih’in açıklanması için “yedi kere ‘yedi’ ve altmış iki kere ‘yedi’” gerektiğini söyler. O halde ‘Yedi’ nedir? Musa’nın (A.S.) Tevrat’ında, bir yedi yıl döngüsü vardı. Toprak her 7 yılda bir besinlerini yenileyebilmesi için tarımdan uzak duruluyordu. Yani ‘Yedi’ 7 yıllık bir döngüydü. Bunu aklımızda tutarak, kararnamenin onaylanmasıyla, geri sayımın iki kısımla olacağını görebiliyoruz. İlk kısım ‘yedişer yedi’ yani yedi 7 yıllık süreçti. Yeruşalim’i yeniden inşa etmek için 7×7 = 49. Bundan sonra altmış iki kere yedi vardı, yani toplan geri sayım 7×7+62×7 = 483 yıl. Başka bir deyişle, Artahşasta’nın kararnameyi onaylamasından 483 yıl sonra Mesih açıklanacaktı.

360-günlük yıl

Küçük bir takvim değişikliği yapmamız gerekiyor. Eski zamanlardaki birçok ulus gibi, peygamberler de bir yılı 360 gün olarak değerlendiriyorlardı.  Bir takvimde “yıl” uzunluğunu belirlemenin farklı yolları vardır. Batı versiyonu (güneş devrimine dayanan) 365.24 gün uzunluğunda, Müslüman olanı 354 gündür (ayın döngülerine dayanarak) ve Daniel’in kullandığı yarı olan 360 gündü. Yani 483 ‘360 gün’, 483×360/365.24 = 476 güneş yılı yapar.

Mesih’in Gelişi yıl ile tahmin ediliyor

Bu bilgi ile Mesih’in ne zaman gelmiş olduğunu hesaplayabiliriz. ‘MÖ’ döneminden ‘MS’ dönemine geçeceğiz ve MÖ1 ile MS1 arasında sadece 1 yıl var (‘sıfır’ yılı yok). Bu bilginin hesaplanması aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

Başlangıç yılı MÖ 444 (Artahşasta’nın 20. yılı)
Zamanın uzunluğu 476 güneş yılı
Batı Takvimine göre beklenilen geliş (-444 + 476 + 1) (‘+1’ çünkü MS’de 0 yılı yoktur) = 33
Beklenilen yıl MS 33

Nasıralı İsa Yeruşalim’e günümüzde Palmiye Pazarı olarak kutlanılan günde, bir eşeğin sırtında gelmişti. O gün kendini ilan etti ve Yeruşalim’e onların Mesih’i olarak girdi. Yıl MS 33’tü.

Daniel ve Nehemya peygamberleri, aralarında 100 yıl olduğu için birbirlerini tanımadıkları halde, Allah tarafından peygamberlik almak ve Mesih’i ortaya çıkaracak geri sayımı harekete geçirmek için koordine oldular. Ve Daniel peygamber Cebrail’den mesajı aldıktan yaklaşık 570 yıl sonra İsa Yeruşalim’e Mesih olarak girdi. Bu çok dikkat çekici bir kehanet ve kehanetin tamamlanmasıdır. Peygamber Zekeriya tarafından verilen Mesih isminin öngörülmesiyle birlikte, bu peygamberler gerçekten şaşırtıcı bir peygamberlik grubu oluştururlar, böylece bilmek isteyen herkes Allah’ın planının açıklanmasını görebilir.

Peki, Zebur’daki bu peygamberlikler bu kadar dikkate değer olup bir de Yahudilerin Kitap’ında yazılıysa (İncil değil), o zaman neden Yahudiler İsa’yı Mesih olarak kabul etmezler? Kendi kitaplarında böyle yazıyor! Özellikle böyle kesin ve dikkat çekici bir şekilde yerine getirilmiş peygamberliklerle çok bariz olmalıdır. Yahudilerin İsa’yı neden Mesih olarak kabul etmediklerini peygamberler tarafından önceden bildirilmiş olan Mesih’in gelişiyle ilgili daha da dikkat çekici şeyler görerek öğreniyoruz. Bir sonraki makalemizde bu soruya bakıyoruz.

Dalın İşareti: Gelecek olan Mesih’in ismi

Ahzab Suresi (33. Sure -Topluluk) yaygın bir insan durumuna çözüm verir – birinin ismini bilmiyorsak ona nasıl hitap edebiliriz?

Evlâtlıklarınızı babalarının soy adlarıyla anın. Bu Allah katında adalete daha uygun bir davranıştır. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız o zaman kendileri sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanıldığınız hususta size günah yoktur, fakat bilinçli ve kasıtlı olarak yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Allah çok bağışlayıcı ve ziyadesiyle esirgeyicidir.  

Ahzab Suresi 33:5

Bu bize insan bilgisinin sınırlı olduğunu hatırlatır – bazen etrafımızda olan insanların bile isimlerini bilmiyoruz. Necm Suresi (53. Sure – Yıldız) Hazreti Muhammed (SAV) zamanında yaygın olan putlardan bahseder (Lat, Uzza, Menat) ve şöyle der:

 Bunlar sizin ve atalarınızın putlara taktığı boş isimlerden ibarettir. Allah onlara öyle bir yetki ve güç vermemiştir. Onlar (putperestler) sadece kuruntularına ve kişisel arzularına uyuyorlar. Oysa şimdi onlara rablerinden bir yol gösterici gelmiş bulunmaktadır.  

Necm Suresi 53:23

Sahte tanrıların isimleri sıradan insanlar tarafından icat edildi. Bu ayetler yanlış ibadet ile doğru ibadeti ayırmak için bizlere rehber olurlar. Bazen etrafımızdaki insanların isimlerini bile bilemediğimizden, gelecekte gelecek olan bir peygamberin ismini bilmemiz çok zordur. Eğer Mesih’in adı daha önceden verilmişse bu, bunun Allah’ın bir planı olduğu ve yanlış bir şeyden oluşmadığını gösterir. İsa Mesih’in isminin nasıl daha önceden verildiğine bakıyoruz.

Bir İsimdeki İşaret

Allah’ın Gelecek Olan Bir Krallık vaadini görmüştük. Bu Krallık insan krallıklarından daha farklı olacaktı. İnsan krallıklarında neler olduğunu anlamak için bugün haberleri izlemeniz yeterli olacaktır. Kavga, yolsuzluk, vahşet, cinayetler, güçlünün zayıfı sömürmesi vs, bunların hepsi Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Budist, Hindu veya laik Batılı olsunlar, tüm insan krallıklarında olur. Bütün bu krallıklardaki sorun, içinde yaşayan bizlerin, Peygamber Yeremya (PBUH) ile gördüğümüz gibi, huzursuz bir susuzluğa sahip olmasıdır. Bu da bizi günaha götürür ve bu sorunların birçoğu çeşitli şekillerde (yani yolsuzluk, cinayetler, cinsel tacizler vb.) günahın sonucudur. Sonuç olarak, Tanrı’nın Krallığının gelmesini durduran en büyük engel bizleriz. Eğer Allah bugün yeni krallığını kurmuş olsaydı, hiçbirimiz buna giremezdik çünkü günahımız bugünkü krallığı mahvettiği gibi o Krallığı da mahvederdi. Yeremya (A.S.) aynı zamanda Allah’ın Yeni Anlaşmasını vereceği gün için de peygamberlikte bulundu. Bu Anlaşma, Musa’nın Yasa’sı gibi taş tabletlere değil de yüreklerimize yazılacağından yeni olacaktı. Bizi bu Krallığın vatandaşı olmaya uygun hale getirmek içten dışa değişmemizi sağlayacaktı.

Bu nasıl yapılacaktı? Allah’ın planı gizli bir hazine gibiydi. Fakat O’nun Krallığını arayanların anlamaları için Zebur’un mesajlarında ipuçları vardı ama ilgilenmeyen diğerleri bilgisiz kalacaklardı. Şimdi bu mesajları inceliyoruz. Bu plan, gelecek olan Mesih odaklıydı (burada görmüş olduğumuz gibi as we saw here = Mesih). Zebur’un Mezmurlar kitabında (Kral Davut tarafından ilham alınan – gelecek olan Mesih’in Kral Davut’un soyundan geleceğini görmüştük. incelemek için tıklayınız

Ağaç, Kütük ve Dal Konusunda Yeşaya Peygamber

Yeşaya Peygamber (A.S.), Allah’ın bu planının nasıl gerçekleşeceğini açıkladı. Yeşaya’nın Zebur’daki kitabı, Davut’un Kraliyet hanedanlığı döneminde yazıldı (MÖ yaklaşık 1000-600). Yazıldığı zaman (MÖ 750) hanedanlık ve bütün İsrail halkı – yüreklerin susuzluğu yüzünden yozlaşmış durumdaydı.

When Isaiah lived

 Zebur’daki diğer peygamberlerle birlikte Peygamber Yeşaya’nın (PBUH) zaman çizelgesindeki yeri

The dynasty of Dawud - like a Tree

Davut’un hanedanlığı- bir Ağaç gibi

Yeşaya (A.S.) İsraillilerin Allah’a dönmeleri ve Musa’nın Yasasının ruhuna girebilmeleri için bir çağrı yazmak için ilham aldı. Yeşaya ayrıca bu tövbe ve geri dönüşün olmayacağını biliyordu ve bu yüzden İsrail ulusunun yok olacağını ve kraliyet hanedanının parçalanacağını öngördü. Burada (here) bunun nasıl olduğunu görüyoruz. Kehanetinde, hanedanın, yakında kesilecek ve sadece kütük olarak kalacak olan büyük bir ağaca benzediğini söyledi. Bu, Babillerin Kudüs’ü yok etmesiyle M.Ö. 600 civarında oldu ve o zamandan beri Kral Davut’un soyundan hiç kimse Kudüs’te hüküm sürmedi.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2013/02/david-stump-300x167.jpg

Ağaç – kesildi

Ancak kitabında yıkımla ilgili tüm bu kehanetlerle birlikte, bu özel mesaj geldi:

İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak, Kökünden bir fidan meyve verecek. RAB’bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, Öğüt ve güç ruhu, bilgi ve RAB korkusu ruhu 

Yeşaya 11:1-2
The dynasty of Dawud (PBUH)- now a shoot emerges from the dead stump

Davut’un Hanedanlığı (A.S.)- şimdi ölü kütükten bir filiz yeşeriyor

İşay, Kral Davut’un babası, yani Hanedanın köküydü. ‘İşay’ın kütüğü’ bu nedenle Davut’tan gelen kralların hanedanının yıkılmasının kehaneti oldu. Ancak Yeşaya, bir peygamber olarak, bu zamanın sonrasını da gördü ve kütük (Kralların soyu) ölü görünmesine rağmen, tamamen öyle olmayacağını tahmin etti.

Gelecekte bir gün “Dal” olarak bilinen bir filiz onun ilan attığı o kütükten çıkacaktı. Bu Dal’a aynı zamanda ‘o’ deniyor. Böylelikle Yeşaya, Davut’un soyundan gelecek olan bir adam ile ilgili peygamberlikte bulunuyor. Bu adam, sadece Tanrı’nın Ruhu’ndan olabilecek bilgelik, güç ve bilgi niteliklerine sahip olacaktı. Mesih’in Davut’un soyundan geleceğinin kehanet edildiğini nasıl gördüğümüzü hatırlayın – bu önemli. Davut’tan gelen Dal ve Mesih? Bu gelecek olan kişi için iki farklı unvan olabilir mi? Zebur’u keşfetmeye devam edelim.

Dal Hakkında…Yeremya Peygamber

Yeşaya’dan 150 yıl sonra gelen Yeremya peygamber (A.S.) Davut’un hanedanı gözlerinin önünde yok olurken şöyle yazdı.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2012/12/Jeremiah-timeline.jpg

Zebur’daki diğer peygamberlerle birlikte Peygamber Yeremya’nın (PBUH) zaman çizelgesindeki yeri

“İşte Davut için doğru bir dalÇıkaracağım günler geliyor” diyor RAB. “Bu kral bilgece egemenlik sürecek, Ülkede adil ve doğru olanı yapacak.   Onun döneminde Yahuda kurtulacak, İsrail güvenlik içinde yaşayacak. O, ‘Yahve sidkenu’ adıyla anılacak.

Yeremya 23:5-6

Yeremya (A.S.) 150 yıl önce Yeşaya tarafından başlatılan Dal peygamberliğine direkt olarak devam ediyor. Dal, Kral olacak. Mesih’in de Kral olacağını görmüştük. Mesih ve Dal arasındaki benzerlik büyümeye devam ediyor.

Zekeriya Peygamber … Dal’a isim veriyor

Zekeriya peygamber (A.S.) bizim için mesajına devam ediyor. MÖ 520 yılında, Yahudiler, Perslerin yönetimi altınada, ilk ihraç edilmelerinden Yeruşalim’e döndükten hemen sonrasında yaşamıştı.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2013/02/zechariah-in-timeline.jpg

Zebur’daki diğer peygamberlerle birlikte Peygamber Zekeriya’nın (PBUH) zaman çizelgesindeki yeri

(Zekeriya’yı Vaftizci Yahya’nın babası olan Zekeriya ile karıştırmayın. Zekeriya peygamber, Zekeriya’dan 500 yıl önce yaşadı ve hatta Zekeriya’nın ismi bu peygamberden gelir, tıpkı günümüzde Hz. Muhammed (S.A.V.) sebebiyle adı Muhammed olan birçok insan olması gibidir.) O zamanda (MÖ 520) Yahudiler yıkılmış olan tapınaklarını yeniden inşa etmek ve Harun’un (A.S.) kurbanlarını tekrar başlatmak için uğraşıyorlardı. Peygamber Zekeriya zamanında Başkahin olan Harun’un soyundan gelene Yeşu adı verilmişti (yalnızca Harun’un soyundan gelen biri Baş Rahip olabilirdi). Yani o sırada (yaklaşık MÖ 520) Zekeriya peygamber, Yeşu da Başkahin’di. Allah, Zekeriya aracılığıyla Başkahin Yeşu’ya şöyle bildirdi:

  “ ‘Ey Başkâhin Yeşu, sen ve önünde oturan kâhin arkadaşların, dinleyin! Çünkü onlar gelecek olayların önbelirtisidir. Dal adındaki kulumu ortaya çıkarıyorum. Yeşu’nun önüne koyduğum taşa bakın! O tek taşın yedi gözü var; onun üzerine bir yazıt oyacağım’ diyor Her Şeye Egemen RAB, ‘Bir günde bu ülkenin günahını kaldıracağım.”

Zekeriya 3:8-9

Dal! Tekrardan! Ama şimdi bir de “kulum” ifadesi kullanılıyor. Ve bir şekilde, Başkahin Yeşu, bu gelecek olan Dal’ı sembolize ediyor. Bu nedenle Başkahin Yeşu bir işarettir. Ama ne şekilde? Ve “’bir günde’ günahların Tanrı tarafından ortadan kaldırılması ne anlama geliyor? Zekeriya devam ediyoruz, çok müthiş bir şey öğreneceğiz.

‘RAB bana şöyle seslendi: Başkâhin Yeşu‘nun [hakkında]. Ona Her Şeye Egemen RAB şöyle diyor de: ‘İşte Dal adındaki adam!…”

Zekeriya 6:9-10

Yeşu’nun kendi adının Dal’ın adı olduğuna dikkat edin. İbranice’den Türkçe’ye olan tercümeler hakkındaki öğrendiklerimizi hatırlayın. Bu metin Türkçe olduğu için burada ‘Yeşu’ ismini görüyoruz. Fakat bu ismin orijinali, yani İbranice’si nedir? Aşağıdaki şekil bize bunu gösterir.

http://al-injil.net/wp-content/uploads/2013/02/translation-of-Joshua.jpg

Yeşu = İsa çünkü ikisi de İbranice’den gelen ismin tercümesidir.

1. çeyrekten 3’e geçtiğimizde (Mesih’in adının nereden geldiğini anladığımız metinde olduğu gibi -‘Yhowshuwa’nın tercümesi olduğunu görüyoruz. Eski Antlaşma Türkçe’ye tercüme edildiği zaman bu isim ‘Yeşu’ olarak çevrildi. Aynı zamanda Tevrat/Zebur’un MÖ 250 yıllarında Grekçe’ye tercüme olduğunu hatırlarsınız . Bu 1. çeyrekten 2. ye geçişte yer alır. Bu çevirmenler, Eski Antlaşma’yı Grekçe’ye çevirdiklerinde İbranice’deki ‘Yhowshuwa’ ismini de tercüme ettiler. Onların Grekçe tercümeleri Iesous idi. Yani İbranice Eski Antlaşma’daki ‘Yhowshuwa’ ismi, Grekçe Eski Antlaşma’da Iesous oldu. Grekçe Eski Antlaşma Türkçe’ye tercüme edildiğinde de Iesous ismi ‘İsa’ oldu. Başka bir deyişle Mesih = Meshedilmiş Olan gibi.

‘Yhowshuwa’ = Iesous = Yeşu = İsa

Muhammed isminin =  محمد olması gibi, Yeşu = İsa’dır. Herkesin bilmeyi hak ettiği şaşırtıcı olan şey, İncil’in peygamberi Isa Mesih’ten 500 yıl önce, Zekeriya peygamber tarafından Dal’ın adının İsa olacağı öngörülüyordu. Dal İsa’dır! Dal ve Mesih aynı kişi için iki farklı ünvandır! Peki neden iki farklı ünvana ihtiyacı vardı? Bu kadar önemli olan ne yapacaktı? Zebur peygamberleri bir sonraki metnimizde bunu detaylı olarak açıklıyorlar.

Gelecek Olan Krallık

Kur’an-ı Kerim’deki son Sure olan Nas Suresi (114) şöyle der;  

De ki: Siginirim ben insanlarin Rabbine,Insanlarin hükümdârina

Nas Suresi 114:1-2

Allah, insanlığın Hükümdarı veya Kralıdır. Eğer o bir kralsa o zaman bir krallık olmalıdır. Tanrı’nın Krallığı neye benzer? Kevser Suresi (108) bu konuda bir cevap verir.

“Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik. Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, senin düşmanındır.”

Kevser Suresi 108:1

Kral bereket verdiğine göre, krallığı da bolluk içinde olmalıdır. Fakat ne tür bir bolluk? Bu Zebur’un peygamberlerine açıklanmıştır.

Hz. Yeşaya (A.S.) Bakire’nin Oğlu’nun (Son of the Virgin) geleceğini kehanet etmişti ve bu peygamberliği yüzlerce yıl sonra, İsa Mesih’in (A.S.) doğumuyla (in the birth of Isa al Masih (pbuh) hundreds of years later) gerçekleşmiş oldu. Fakat, Zebur’da yaklaşmakta olan esenlik ve bereket zamanı ile ilgili başka peygamberlikler de bulunmaktadır.

İsraillilerin Tarihinde (History of the Israelites), peygamber ve Kral Davut (A.S.) Allah tarafından Yeruşalim’i yönetecek olan kralların arasından birincisiydi. Ancak Kral Davut ve Süleyman’dan (A.S.) sonraki kralların çoğu kötüydü. Yani onların yönetimi altında yaşamak günümüzdeki birçok diktatörün yönetimi altında yaşamak gibiydi; günümüzdeki gibi insanlar ve uluslar arasında kavga ile savaş vardı; günümüzdeki gibi zenginlerin fakirlere istismarı ve yolsuzluk vardı; günümüzdeki gibi her yerde acı ve ölüm vardı. Fakat Zebur’daki peygamberler, gelecekte bir gün yeni bir egemenliğin kurulacağını söylediler. Bu adalet, merhamet, sevgi ve esenliğin hüküm sürdüğü bir Krallık olacaktı. Yeşaya peygamber (A.S.)  bu egemenlikteki hayatın nasıl olacağı konusunda peygamberlikte bulundu.

“RAB uluslar arasında yargıçlık edecek, 
Birçok halkın arasındaki anlaşmazlıkları çözecek. 
İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, 
Mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. 
Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, 
Savaş eğitimi yapmayacaklar artık.”

Yeşaya 2:4

Artık savaş olmayacak! Bu kesinlikle günümüzdeki dünyamız için geçerli değildir. Ancak insanlar arasındaki barıştan da öte, kehanetler doğal ekolojide bir değişimi bile öngörür.

Onun döneminde kurtla kuzu bir arada yaşayacak, Parsla oğlak birlikte yatacak, Onları küçük bir çocuk güdecek. İnekle ayı birlikte otlayacak, Yavruları bir arada yatacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek. Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak, Sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak. Kutsal dağımın hiçbir yerinde Kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek. Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, Dünya da RAB’bin bilgisiyle dolacak.

Yeşaya 11:6-9

Bu kesinlikle (henüz) gerçekleşmedi. Ancak kehanetler yaşam sürelerine ve kişisel güvenliğe kadar uzanıyor.

Orada birkaç gün yaşayıp ölen bebekler olmayacak, Yaşını başını almadan kimse ölümü tatmayacak. Yüz yaşında ölen genç, Yüz yaşına basmayan kişi lanetli sayılacak. Evler yapıp içlerinde yaşayacak, Bağlar dikip meyvesini yiyecekler. Yaptıkları evlerde başkası oturmayacak, Diktikleri bağın meyvesini başkası yemeyecek. Çünkü halkım ağaçlar gibi uzun yaşayacak, Seçtiklerim, elleriyle ürettiklerinin tadını çıkaracaklar. Emek vermeyecekler boş yere, 
Felakete uğrayan çocuklar doğurmayacaklar. Çünkü kendileri de çocukları da RAB’bin kutsadığı soy olacak. Onlar bana yakarmadan yanıt verecek, Daha konuşurlarken işiteceğim onları. Kurtla kuzu birlikte otlayacak, Aslan sığır gibi saman yiyecek. Yılanın yiyeceğiyse toprak olacak. Kutsal dağımın hiçbir yerinde Kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek.” Böyle diyor RAB.

Yeşaya 65:20-25

Güvence, esenlik, edilen dualara hemen yanıt almak… Bu kehanetlerin hiçbiri – henüz – gerçekleşmedi. Fakat bu sözler Söylendi ve Yazıldı. Birçoğu bu umut dolu kehanetlerde bir hata olabileceğini düşünür – fakat Bakire’nin Oğlu’nun İşaretinin (Sign of the Virgin’s Son) tamamen gerçekleşmesi, bizim bu kehanetleri ciddiye almamızı gerektirir – ve onların yerine getirilmesini görmemizi…

Tanrı’nın Krallığı

Eğer düşünürsek neden henüz gerçekleşmediklerini anlayabiliriz. Bu peygamberlikler Tanrı’nın Krallığı ile bağlı olarak ilan edilmişlerdi – insanların yaşamlarında ve işlerinde Tanrı kuralı. Tanrı’nın Krallığı ile ilgili olarak bir peygamberlik daha okuyalım:

Bütün yapıtların sana şükreder, ya RAB,Sadık kulların sana övgüler sunar. Krallığının yüceliğini anlatır,Kudretini konuşur; Herkes senin gücünü,Krallığının yüce görkemini bilsin diye. Senin krallığın ebedi krallıktır,Egemenliğin kuşaklar boyunca sürer. RAB verdiği bütün sözleri tutar,Her davranışı sadıktır. RAB her düşene destek olur, İki büklüm olanları doğrultur.

Mezmur 145:10-14

Bu, Kral ve peygamber olan Davut’un (A.S.) İ.Ö. yaklaşık 1000 yılında verdiği bir mesajdı (Davut’un & Zebur peygamberlerinin ne zaman yaşadıklarını görmek için buraya tıklayın link here). Bu peygamberlik, Tanrı’nın Krallığı’nın hüküm süreceği bir Gün’ü öngörür. Bu Krallık’ta zafer ve ihtişam olacak ve insan krallıkları gibi geçici değil, sonsuz olacak. Bu henüz gerçekleşmedi ve bu yüzden bu diğer barış kehanetlerinin ortaya çıktığını henüz görmedik- çünkü bu barış Tanrı’nın Krallığı ile birlikte geliyor.

Zebur’daki bir başka peygamber, oradaki İsrailli sürgünün (Israelite exile) bir parçası olarak M.Ö. 550 yıllarında Babil’de yaşayan Daniel (A.S.), bu Krallığın nasıl kurulacağını daha fazla açıkladı.

When Daniel (pbuh) lived

Daniel Peygamber (A.S.) ve Zebur’daki diğer peygamberlerin ne zaman yaşadıklarının karşılaştırılması

Daniel (A.S.), tarih boyunca krallıkların gelecekteki gelişmelerini kehanet etmek için Allah’ın Babil kralına gönderdiği rüyaları yorumladı. Daniel, Babil kralının bir rüyasını şu şekilde yorumlamıştır:

 “Gördüğün düş buydu. Şimdi de ne anlama geldiğini sana açıklayalım. Sen, ey kral, kralların kralısın. Göklerin Tanrısı sana egemenlik, güç, kudret, yücelik verdi. İnsanoğullarını, yabanıl hayvanları, gökte uçan kuşları senin eline teslim etti. Seni hepsine egemen kıldı. Altından baş sensin. Senden sonra senden daha aşağı durumda başka bir krallık çıkacak. Sonra bütün dünyada egemenlik sürecek tunçtan üçüncü bir krallık çıkacak. Dördüncü krallık demir gibi güçlü olacak. Çünkü demir her şeyi kırıp ezer. Demir gibi tümünü kırıp parçalayacak. Ayaklarla parmakların bir kesiminin çömlekçi kilinden, bir kesiminin demirden olduğunu gördün; yani bölünmüş bir krallık olacak bu. Öyleyken onda demirin gücü de bulunacak, çünkü demiri kille karışık gördün. Ayak parmaklarının bir kesimi demirden, bir kesimi kilden olduğu gibi, krallığın da bir bölümü güçlü, bir bölümü zayıf olacak. Demirin kille karışık olduğunu gördüğüne göre halklar evlilik bağıyla birbirleriyle karışacaklar, ama demirin kille karışmadığı gibi onlar da birbirine bağlı kalmayacaklar. “Bu krallar döneminde Göklerin Tanrısı hiç yıkılmayacak, başka halkın eline geçmeyecek bir krallık kuracak. Bu krallık önceki krallıkları ezip yok edecek, kendisiyse sonsuza dek sürecek. İnsan eli değmeden dağdan kesilip gelen taşın demiri, tuncu, kili, gümüşü, altını parçaladığını gördün. Ulu Tanrı bundan sonra neler olacağını krala açıklamıştır. Düş gerçek, yorumu da güvenilirdir.”

Daniel 2:36-45

Bu krallık küçük başlar (‘dağdan alınmış bir taş gibi’), ancak sonunda Davut’un (A.S.) kehaneti gibi sonsuza dek hüküm sürecektir. Peki Allah neden Krallığını bu kadar yavaş kuruyor? Neden çok uzun sürüyor? Neden henüz ortaya çıkmadı? Bunu düşündüğünüzde, tüm krallıklar aşağıdaki bileşenlere sahiptir:

  • Bir Kral veya Yönetici
  • Vatandaşlar
  • Bir Anayasa veya Kanunlar
  • Doğa

Örneğin, ben Kanada’da yaşıyorum, bir Krallık. Kanada’nın bir yöneticisi vardır, seçimde kazanmış olan Başkabanımız Justin Trudeau. Kanada’nın vatandaşları vardır – benim olduğum gibi. Kanada ayrıca tüm vatandaşlarının hak ve sorumluluklarını belirleyen bir anayasa veya kanunlara sahiptir. Kanada da bir doğaya sahiptir, bu durumda dünyanın belirli bir kısmında bulunur, bu da ona belirli bir fiziksel boyut, iklim, doğal kaynaklar vb. sağlar. Geçmişteki ve şimdiki tüm ülkeler ve Krallıklar bu dört bileşene sahiplerdir.

Siz ve Ben Tanrı’nın Krallığı’na Davet Edildik

Bu aynı zamanda Tanrı’nın Krallığı için de geçerlidir. Yukarıdaki kehanetlerden, bu Krallığın özel bir Doğaya (görkemli ve sonsuz) ve bir Anayasa’ya (barış, adalet, doğada uyum vb.) sahip olduğunu zaten gördük. Tanrı’nın Krallığını mümkün kılan diğer iki unsurdur: Kralı ve vatandaşları. Bir sonraki makalemizde (next article) Kral’a bakacağız Bu arada kendinize, bu Tanrı Krallığında bir vatandaş olmak isteyip istemediğinizi sormak isteyebilirsiniz. İşte Peygamber Yeşaya (A.S.) mesajı ile Bu Krallık’ta vatandaş olmak isteyen tüm insanları davet ediyor.

“Ey susamış olanlar, sulara gelin,Parası olmayanlar, gelin, satın alın, yiyin.Gelin, şarabı ve sütü parasız, bedelsiz alın. Paranızı neden ekmek olmayana,Emeğinizi doyurmayana harcıyorsunuz?Beni iyi dinleyin ki, iyi olanı yiyesiniz,Bolluğun tadını çıkarasınız! “Kulak verin, bana gelin.Dinleyin ki yaşayasınız.Ben de sizinle sonsuz bir antlaşma,Davut’a söz verdiğim kalıcı iyilikleri içeren bir antlaşma yapayım.Bulma fırsatı varken RAB’bi arayın,Yakındayken O’na yakarın.

Yeşaya 55:1-3,6

Allah, bu Krallığa ‘susamış’ olan herkesi gelmeye davet ediyor ve antik kral Davut’a (A.S.) verilen sevgi de bunun için gelen herkese yayılacak. Bir şeye gelmek için bir davetiyeniz varsa, henüz sahip olmadığınız anlamına gelir. Fakat Allah’ın bizi davet etmesi, O’nun Krallığında vatandaş olmamızı ve bu barış kuralında yaşamamızı istiyor demektir. Bu noktada, Zebur hakkındaki diğer makaleleri ( further articles about the Zabur) incelemeye devam edeceğimiz bu Krallığın, ‘nasıl’ ve ‘ne zaman’ geleceği ile ilgili birçok sorumuz var. Ama sadece sizin cevaplayabileceğiniz bir soru var: ‘Bu Krallıkta olmak istiyor miyim?’