Kutsal Kitap Nasıl Tercüme Edilmiştir?

Kutsal Kitap genellikle orijinal dillerinde (İbranice ve Yunanca) okunmaz. Bunun nedeni bu dillerde mevcut olmaması değildir. Araştırmacılar, Kutsal Kitap’ı orijinal dillerde okuyabilmek ve incelemek amacıyla üniversitede Yunanca ve İbranice öğreniyorlar. (Tevrat’ı orijinal dili olan İbranice olarak burada ve İncil’i de orijinal dili olan Grekçe’de burada görebilirsiniz). Bu genellikle Kutsal Kitap profesörlerinin çalışma biçimidir. Ancak düzenli inananlar genelde Kutsal Kitap’ı orijinal dillerinde okumaz veya incelemez, bunun yerine kendi anadillerindeki bir çeviriden okurlar. Bu nedenle, Kutsal Kitap orijinal dillerinde sıklıkla görülmez, bazılarının orijinal dillerin kaybolduğunu düşünmesine neden olurken, diğerleri çeviri sürecinin yolsuzluğa yol açtığını düşünür. Bu sonuçlara varmadan önce, ilk kitabın veya İncil’in çeviri sürecini anlamak daha iyidir. Bu makalede yapacağımız şey budur.

Çeviri ve Harf Çevirisi

Öncelikle çevirinin bazı temellerini anlamamız gerekir. Çevirmenler bazen, özellikle isimler veya başlıklar söz konusu olduğunda anlamdan ziyade benzer bir sesle çevirmeyi tercih ederler. Bu harf çevirisi olarak bilinir. Aşağıdaki şekilde çeviri ve harf çevirisi arasındaki fark gösterilmektedir. Arapça’dan ‘Tanrı’ kelimesini Türkçe’ye çevirmenin iki yolunu seçebilirsiniz. ‘Tanrı’yı’ verilen anlamla tercüme edebilir veya ‘Allah’ı’ elde etmek için sesle tercüme edebilirsiniz.


Bu şekil, bir dilden diğerine nasıl çeviri yapabileceğimizi veya tercüme edebileceğimizi göstermek için ‘Tanrı’ terimini kullanır

Son yıllarda İngilizce ve Arapça arasındaki artan alışverişle birlikte, “Allah” terimi İngilizce dilinde Tanrı anlamına gelen tanınmış bir kelime haline gelmiştir. Başlıklar ve anahtar kelimeler için çeviri veya harf çevirisi seçiminde mutlak bir ‘doğru’ veya ‘yanlış’ yoktur. Seçim, terimin alıcı dilinde ne kadar iyi kabul edildiğine veya anlaşıldığına bağlıdır.

Septuaginta

Kutsal Kitap’ın ilk çevirisi, İbranice Eski Antlaşma (= Tevrat ve Zebur) MÖ 250 yıllarında Yunancaya çevrildiğinde gerçekleşmiştir. Bu çeviri Septuaginta (veya LXX) olarak bilinir ve çok etkilidir. Yeni Antlaşma Grekçe yazıldığından, Eski Antlaşmanın birçok alıntısı Grek Septuagintasından alınmıştır.

Septuagintada Çeviri & Harf Çevirisi

Aşağıdaki şekil, tüm bunların çeviri aşamalarının kadranlarda gösterildiği günümüz Kutsal Kitaplarını nasıl etkilediğini göstermektedir.


Bu şekil Kutsal Kitap’ın modern dile çevrilmesindeki tercüme aşamasını gösterir

Orijinal İbranice Eski Antlaşma (Tevrat ve Zebur) 1. çeyrekte yer alır ve bugün Masoretik metinde ve Ölü Deniz Parşömenlerinde erişilebilir. Septuaginta bir İbranice -> Grekçe çevirisi olduğundan # 1’den # 2’ye kadar olan bir ok ile gösterilir. Yeni Antlaşma’nın kendisi orijinal olarak Grekçe yazılmıştır, bu da # 2’nin hem Eski hem de Yeni Antlaşma’yı içerdiği anlamına gelir. Alt yarıda (# 3) Kutsal Kitap’ın modern bir çevirisi vardır (örn. İngilizce). Oraya ulaşmak için Eski Antlaşma orijinal İbranice’den (1 -> 3) ve Yeni Antlaşma Grekçe’den (2 -> 3) çevrilir. Çevirmenler, daha önce açıklandığı gibi isimlerin ve başlıkların harf çevirisi veya tercüme edilmesine karar vermelidir. Bu, çevirmenlerin her iki yaklaşımı da alabileceğini gösteren harf çevirisi ve çeviri etiketli yeşil oklarla gösterilmiştir.

Septuaginta Kutsal Kitabın Yolsuzluğu Sorunu Üzerine Tanık

Septuaginta, MÖ 250 civarında İbranice’den çevrildiğinden beri (Grekçe’yi yine İbranice’ye çevirirsek), bu çevirmenlerin tercüme ettikleri İbranice el yazmalarında ne olduğunu görebiliriz. Bu metinler neredeyse aynı oldukları için bu, Eski Antlaşma metninin MÖ 250’den beri değişmediğini gösterir. Septuaginta, Orta Doğu ve Akdeniz’de yüzlerce yıldır Yahudiler, Hristiyanlar ve hatta putperestler tarafından okunmuştur ve günümüzde bile Orta Doğu’daki birçok kişi hala kullanır. Birisi (Hristiyanlar, Yahudiler veya bir başkası) Eski Antlaşmayı değiştirip bozarsa, Septuaginta İbranice metinden farklı olurdu. Ama aslında özünde aynıdırlar.

Benzer şekilde, örneğin İskenderiye/Mısır’da bir kişi Septuagint’i bozmuş olsaydı, İskenderiye’deki Septuagint el yazması kopyaları Orta Doğu ve Akdeniz’deki diğer Septuagint el yazmalarından farklı olurdu. Fakat aslında aynıdırlar. Böylece veriler bize Eski Antlaşma’nın bozulmadığını herhangi bir çelişki olmadan söylerler.

Çeviride Septuaginta

Septuagint, modern çeviriye yardımcı olmak için de kullanılır. Çeviri uzmanları Septuagint’i Eski Antlaşamanın daha zor pasajlarından bazılarını tercüme etmelerine yardımcı olmak için günümüzde dahi kullanıyorlar. Grekçe çok iyi anlaşılmıştır ve İbranice’nin zor olduğu bazı pasajlarda çevirmenler, Septuagint çevirmenlerinin 2250 yıl önce bu belirsiz pasajları nasıl anladığını görebilirler.

Çeviri / harf çevirisi ve Septuagint’i anlamak, ‘Mesih’ gibi İsa’ya ilişkin terimlerin nereden geldiğini anlamamıza yardımcı olur. Bu da İncil’in mesajını daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Bir sonraki bölümde buna bakacağız.

Kur’an İncil’in Yerini Alır! Kur’an Ne Söyler?

Hem Kur’an’ın hem de Sünnet’in, Kutsal Kitap’ı oluşturan İncil’in (Tevrat, Zebur ve İncil) değiştirilmediğini ve bozulmadığını doğruladığını görmüştük (buraya (here) ve buraya (here) bakınız). Fakat, Kutsal Kitap’ın değiştirildiği, kaldırıldığı, iptal edildiği veya Kur’an’ın yerini aldığı sorusu hala kalır. Kur’an’ın kendisi bu konuyla ilgili ne söyler?

 (Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları koruyucu olarak bu kitabı hak ile indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma. Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.

Maide Suresi 5:48

Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.

Ahkaf Suresi (46):12

İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.  

En’am Suresi(6):92

Hamd, gökleri ve yeri yoktan var eden, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah’a mahsustur. O dilediği kadar fazlasını da yaratır. Kuşkusuz Allah her şeye kadirdir.  

35. Sure 31

Bu ayetler, Kur’an’ın İncil’in önceki mesajını onaylamasından (yerine geçtiğinden, değiştirildiğinden veya kaldırıldığından değil) bahsederler. Başka bir deyişle, bu ayetler inananların ilk vahiyi bir kenara bırakıp sadece sonraki vahiyi incelemeleri gerektiğini söylemezler. İnananlar aynı zamanda ilk vahiyi de incelemeli ve öğrenmelidirler.

Bu da farklı ayetler arasında “hiçbir ayrım” olmadığını söyleyen ayet tarafından doğrulanır. Benim fark ettiğim iki ayet şunlardır:

Peygamber ve inananlar, ona Rabb’inden indirilene inandı. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. “Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır” dediler.  

2. Sure: 285 – Bakara

Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”  

2. Sure: 136 – Bakara

İlk ayet bize havariler arasında bir ayrım olmadığını söyler – hepsi duyulmalıdır; ikincisi ise farklı peygamberler tarafından verilen vahiyler arasında bir fark olmadığını söyler – hepsi kabul edilmelidir. Bu ayetlerin hiçbiri, daha sonraki vahiy onun yerini aldığı için önceki vahiylerin göz ardı edilmesi gerektiğini söyler.

Bu desen İsa Mesih’in (A.S.) örneği ve öğretişiyle uyumludur. Kendisi vahiyin ilk halleri olan Tevrat ve Zebur’un iptal edildiğini söylemedi. Hatta bunun yerine tam tersini öğretti. Kendi İncil öğretisinde, Tevrat’ın Musa’sına gösterdiği saygı, süreklilik ve dikkati fark edebilirsiniz.

“Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak. Bu nedenle, bu buyrukların en küçüğünden birini kim çiğner ve başkalarına öyle öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliği’nde büyük sayılacak. Size şunu söyleyeyim: Doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisiler’inkini aşmadıkça, Göklerin Egemenliği’ne asla giremezsiniz!”

Matta 5:17-20

 Hatta O’nun öğretilerini tam anlamıyla doğru anlamak için önce Tevrat’a sonra da Zebur’a gitmemiz gerektiğini öğretmişti. Kendi öğrencilerine şöyle öğretti:

Sonra Musa’nın ve bütün peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle ilgili olanları onlara açıkladı.

Luka 24:27

Sonra onlara şöyle dedi: “Daha sizlerle birlikteyken, ‘Musa’nın Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir’ demiştim.”

Luka 24:44

İsa Mesih (A.S.) önceki vahiyi atlama girişiminde bulunmadı. Hatta öğretilerine ve rehberliğinde oradan başladı. Bu yüzden biz de İncil’i anlamanın temelini oluşturan Tevrat’ın başından başlayarak (starting from the beginning of Taurat) O’nun örneğini takip ediyoruz.

İncil Bozuldu! Hadisler ne söyler?

Kutsal Kitap’ın Tevrat, Zebur & İncil kitaplarının bozulmadığı ile ilgili Kur’an’ın ne söylediğini görmüştük. Kur’an İncil’in takipçilerinin Muhammed Peygamber (SAV) döneminde, yani yaklaşık M.S. 600 yıllarında, Allah’tan aldıkları mesaja sahip olduklarını açıkça belirtir yani bu tarihten önce bozulmamıştı. Kur’an İncil’deki gerçek mesajın şunlar olduğunu belirtir;Allah’ın Sözleri veSözlerinindeğiştirilemeyeceğini.Bu ifadelerin her ikisi de doğru olduğundan, insanların Kutsal Kitap’ın (Tevrat, Zebur ve İncil = Kutsal Kitap) sözlerini değiştirmelerinin imkansız olduğu anlamına gelir.

Muhammed Peygamber (SAV) ve Kutsal Kitap

Burada hadislerin ve sünnetin bu konu hakkında söylediklerine bakıyoruz. Hadislerin, Muhammed Peygamber (SAV) zamanında, Tevrat ve İncil’in varlığı ve kullanımını nasıl doğruladıklarına dikkat edin.

“Khadija [karısı] daha sonra, İslam öncesi dönemde Hıristiyan olan ve İbranice harflerle yazı yazmak için kullanılan kuzen Waraqa’ya [Peygamber – PBUH] eşlik etti. Allah’ın yazmasını istediği kadar İbranice İncil’den yazardı. ”El-Buhari Cilt 1, Kitap 1, Sayı 3

Narrated Abu Huraira: ..The people of the Scripture used to read the Torah in Hebrew and explain it to the Muslims in Arabic. Then Allah’s Apostle said, “Do not believe the people of the Scripture, and do not disbelieve them, but say, ‘We believe in Allah and whatever has been revealed…’  Al-Bukhari Vol 9, Book 93, No. 632

Yahudiler Allah’ın Havarisine geldiler ve aralarından bir erkek ve bir kadının yasadışı cinsel ilişki kurduğunu söylediler. Allah’ın Elçisi onlara, “Tevrat’ta Ar-Rajm’ın (taşlanarak) hukuki cezası hakkında ne buluyorsunuz?” Diye cevap verdiler. yalan söylüyorlar; Tevrat Rajm düzenini içerir. ”… Orada Rajm Ayeti yazılmıştır. Dediler ki, “Muhammed doğruyu söyledi; Tevrat’ın Rajm ayeti vardır. Al-Bukhari Vol. 4, Kitap 56, No. 829:

Anlatılan Abdullah İbn Umar: .. Bir Yahudi grubu geldi ve Allah’ın Elçisi’ni (PBUH) Quff’e davet etti. … Dediler ki: ‘Adamlarımızdan biri olan AbulQasim bir kadınla zina yaptı; bu yüzden onlara karşı yargıyı telaffuz edin ”. Üzerine oturan Allah’ın Elçisi (PBUH) için bir yastık yerleştirdiler ve “Tevrat’ı getirin” dediler. Sonra getirildi. Daha sonra yastığı altından çekti ve Tevrat’ı üzerine “Seni sana ve sana ifşa eden O’na inandım” diyerek yerleştirdi. Sunan Abu Dawud Kitap 38, No. 4434:

Anlatılan AbuHurayrah: Allah’ın Elçisi (PBUH) şöyle dedi: Güneşin doğduğu en iyi gün Cuma; üzerinde Adam yaratıldı,…. Ka’b dedi ki: Bu her yıl bir gün. Ben de dedim ki: Her Cuma. Kaâb Tevrat’ı okudu ve şöyle dedi: Allah’ın Elçisi (PBUH) gerçeği söyledi. Ebu Davud Kitabı 3, Sayı 1041

Bunlar, Hz. Muhammed’in (SAV) zamanında, İncil’e karşı tavrını anlatan, karşı gelinmez hadislerdir. İlk hadis bize, ilk çağrısını aldığında, İncil’in var olduğunu ve ulaşılır olduğunu bildirir. İkinci hadis bize, ilk Müslüman topluluğunda, Yahudilerin Tevrat’ı İbranice okuduklarını söyler. Peygamber (SAV) onların metnine itiraz etmese de Arapça çevirilerine kayıtsız kalmıştı (ne kabul etmiş ne de inkar etmişti). Sonraki iki hadis bize Hz. Muhammed’in (SAV) karar tahkim etmek için Tevrat’ı kullandığını söyler. Son hadis bize, Tevrat’ın o gün olduğu gibi, Hz. Muhammed’in (SAV) insanın yaratılış günüyle ilgili bir beyanını doğrulamak için kullanıldığını bildirir (bir Cuma günüydü). Bu durumda, Tevrat Hz. Muhammed’in (SAV) öğretisini kontrol etmek için kullanılmıştır, bu yüzden de otantik olmuş olmalıdır. Bu hadislerin hiçbirinde Kutsal Kitap’ın metninin bozulmuş veya değiştirilmiş olarak kabul edildiğine dair bir ipucu görmüyoruz.

İncil’in ilk el yazmaları (Yeni Antlaşma)

Ben ilk Yeni Antlaşma (İncil) belgeleri hakkında bir kitaba sahibim. Kitap şöyle başlar:

“Bu kitap, Yeni Antlaşma metninin yaklaşık 2/3’ünü içeren…2. yüzyıldan 4. yüzyılın başlarına kadar olan süreci kapsayan (İ.S. 100-300)…Yeni Antlaşma’nın en eski 69 elyazmasını içerir.” (P. Comfort, ““The Text of the Earliest New Testament Greek Manuscripts – En Eski Yeni Ahit Yunanca El Yazmaları Metni”

Önsöz, sayfa 17. 2001

Bu el yazmaları, bazılarının İncil’in metnini değiştirmiş olabileceğini düşündükleri, Roma İmparatoru Konstantin’in (ms. 325) zamanından öncesine dayanmış oldukları için bu durum önemlidir. Konstantin bozmuş olsaydı, kendisinden önceki metinleri (elimizde oldukları için) kendisinden sonraki metinlerle karşılaştırarak anlardık. Fakat fark yoktur.

Benzer şekilde, bu el yazmaları ve diğer İncil kopyaları Hz. Muhammed’den (SAV) çok önce yapılmıştır. Bunlar ve diğer binlerce el yazması M.S. 600’den önce, dünyanın dört bir yanından gelir. M.S. 600 yılında Hz. Muhammed (SAV) İncil’i sahih olarak kullandığından, bugün Peygamber’in yaşamından yüzlerce yıl önce yapılmış birçok İncil kopyasına sahip olduğumuzdan ve bunlar bugünün İncil’iyle aynı olduğundan, Kutsal Kitap kesinlikle değişmemiştir.

Hristiyanların bu metinleri değiştirmiş olmaları fikri anlamsızdır. Dört bir yana dağılmış insanların yapılacak değişiklikler üzerinde anlaşmaları mümkün olmazdı. Arabistan’da değişiklik yapmış olsalar bile, onların kopyaları ile kardeşlerinin kopyaları arasındaki fark, diyelim ki Suriye ve Avrupa’da, belli olurdu. Fakat el yazmaları kopyalarının tümü dünyada ve eskiden beri aynıdır. Kur’an ve hadisler M.S. 600’lü yıllarda var olduğu gibi İncil metnini açıkça desteklediğinden ve Kutsal Kitap bu zamandan çok önce gelen el yazmalarına dayandığı için, bugünün İncil’i bozulmamıştır. Aşağıdaki zaman çizelgesi, M.S. 600’e dayanan Kutsal Kitap’ın metin temelini göstererek bunu resmeder.

Tevrat ve Zebur’un en eski el yazmaları çok daha öncesine dayanır. Ölü Deniz Parşömenleri (Dead Sea Scrolls) olarak da bilinen parşömen koleksiyonları, 1948 yılında Ölü Deniz’de bulunmuştur. Bu parşömenler bütün Tevrat ve Zebur’u oluşturur ve tarihleri M.Ö. 200-100 yıllarıdır. Bu da hem İsa Mesih (AS) hem de Hz. Muhammed’den (SAV) önce bile Tevrat kopyalarına sahip olduğumuz anlamına gelir. Her ikisi de Tevrat ve Zebur’u alenen kullandıkları ve onayladıkları için, peygamberlerin bu ilk kitaplarının bozulmamış olduğuna dair güvencemiz vardır. Kutsal Kitap’ın tüm bu güvenilirliğini (veya değişmezliğini) bilimsel bir bakış açısından araştırdığım makalemi okumak için tıklayın. (here)

Hadislerde Hz. Muhammed (SAV)’in ifadesi, İncil’in el yazmalarının arka plan bilgisi ile birlikte, Kuran’daki ifadelerle aynı sonuca işaret eder – İncil’in metni bozulmamıştır veya değiştirilmemiştir.

Manuscripts of Today's Bible (al kitab) - from long ago

Günümüzdeki Kutsal Kitap’ın El Yazmaları – çok öncesinden

İncil Bozuldu! Kuran-ı Kerim ne söyler?

Birçok Müslüman arkadaşım var. Aynı zamanda da Allah’a ve İncil’e de inandığım için, birçok Müslüman arkadaşımla aramda sık sık inançlar ve iman konusunda sohbetler olur. İlginçtir ki, Allah’a inanmayan veya Allah’ın hayatlarında yeri olmadığını düşünen Batılı arkadaşlarıma kıyasla Müslüman arkadaşlarımla çok daha ortak noktamız vardır. Fakat yinede istisnasız olarak her sohbetimizde mutlaka İncil’in (ve Kitab-ı Mukaddes’i oluşturan Zebur ve Tevrat’ın da) bozulduğunu veya değiştirildiğini, bu nedenle de bugün okuduğumuz mesajın Allah’ın peygamberlerinin ve öğrencilerinin ilk esinlenip yazmış olduklarından çok daha farklı olduğunu ve hata dolu olduğunu duyuyorum. Ben hem Kutsal Kitab’ı (Kitab-ı Mukaddes) hem de Kuran-ı Kerim’i okuyup çalışıyorum ve aynı zamanda yakın zamanda Hadisleri de okumaya başladım. Beni şaşırtan şey, günümüzde yaygın olarak görülen, Kutsal Kitap ile ilgili olan şüphenin Kuran’da bulunmuyor olmasıdır. Hatta Kuran-ı Kerim’in Kutsal Kitab’ı ne kadar ciddiye aldığını görmek beni çok şaşırttı. Ne demek istediğimi kısaca göstermek istiyorum.

Kuran-ı Kerim Kutsal Kitap (Kitab-ı Mukaddes) Hakkında Ne Söyler?

De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. (5:68 Maide Suresi, Aynı zamanda bkz. 4:136)

Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma! (Yunus Suresi 10:94)

Bunun “Kitab’ın İnsanlarına” (Hristiyanlar ve Yahudiler) Allah tarafından verilmiş olan vahiyin ilanı olduğunu belirtmek istiyorum. Bu durumda Müslüman arkadaşlarım, bunun verilmiş olan gerçek vahiy için geçerli olduğunu ama gerçek olanın bozulmuş olduğu için günümüzdeki ayetler için geçerliği olmadığını söylerler. Fakat 2. bölüm aynı zamanda Yahudi ayetlerini okuyanlar (geçmiş zaman değil ama şimdiki zaman) için de doğruladığını söyler. Gerçek vahiyden değil, Kuran-ı Kerim’in verildiği zamanki ayetlerden bahsediyor. Bu, İ.S. 600 yıllarında bir kaç yıllık bir zaman diliminde Hazreti Muhammed’e (SAV) açıklanmıştır. Yani bu bölüm İ.S. 600 yılında var olan Yahudi ayetleri tasdikler. Diğer bölümler de benzerdir. Bakınız:

Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. (Nahl Suresi 16:43)

Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. (Enbiya Suresi 21:7)

Bu ayetler Hazreti Muhammed’den (SAV) önce gelmiş olan peygamberlerden bahseder. Fakat önemli bir şekilde bu öğrencilere/peygamberlere Tanrı tarafından verilmiş olan mesajların halen daha (İ.S. 600 yılında) takipçilerinin elinde olduğunu tasdikler. Verilmiş olan gerçek vahiy, Hazreti Muhammed (SAV) zamanında bozulmuş değildi.

Kuran-ı Kerim, Allah’ın Söz’ünün Değiştirelemeyeceğini Söyler

Fakat daha güçlü bir anlam şudur; Kitab-ı Mukaddes’in bozulmuş/değiştirilmiş ihtimali bir Kuran-ı Kerim tarafından desteklenmez. Maide Suresi 5:68’i aklınızda tutun (Yasa…Müjde…Tanrı’dan gelmiş olan vahiydir) ve aşağıdakileri düşünün:

Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. (En’am Suresi 6:34)

Rabbinin kelimesi doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.En’am (Suresi 6:115)

Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır. (Yunus Suresi 10:64)

İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. (Kaf Suresi 18:27)

O halde Hazreti Muhammed’den (SAV) önce gelmiş olan peygamberlere Allah tarafından vahiy gönderildiğine (Maide Suresi 5:68-69’da söylenmiş olduğu gibi) ve bu ayetlerin tekrar ve tekrar, net bir şekilde kimsenin Allah’ın Sözlerini değiştiremeyeceğini belirttiğine göre; Tevrat, Zebur ve İncil’in (yani Kitab-ı Mukaddes = Kutsal Kitap) insanlar tarafından bozulduğu veya değiştirildiği nasıl düşünülebilir? Kutsal Kitab’ın bozulmuş veya değiştirilmiş olmasına inanmak için Kuran-ı Kerim’i inkar etmek gerekmektedir.

Hatta Tanrı’nın verdiği farklı vahiyleri, birini ötekinden daha iyi ve kötü görme fikri, çok yaygın olsa da, Kuran-ı Kerim tarafından desteklenmez.

Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” (Bakara Suresi 2:136, Aynı zamanda bkz. 2:285).

O halde bütün vahiylere karşı olan tutumumuz aynı olmalıdır. Buna onları araştırmamız ve üzerlerinde çalışmamız da dahildir. Başka bir deyişle, bütün kutsal kitapları araştırıp okumamız gerekmektedir. Hatta Hristiyanları Kuran-ı Kerim’i okumaları ve Müslümanları da Kutsal Kitap’ı okumaları için teşvik etmek isterim.

Bu kitapları okumak zaman ve cesaret ister ve birçok soru işareti oluşturur. Fakat kesinlikle, peygamberler aracılığıyla açıklanmış olan bu kitaplardan öğrenmek, bu dünyadaki zamanımızı harcamaya değerdir.

Kendimden biliyorum ki, bütün Kutsal Kitapları okumak zaman ve cesaret gerektirmiş olsa ve aklımda birçok soru işareti oluşturmuş olsa da, yapmaya değer bir deneyim oldu ve bu deneyim boyunca Allah’ın bereketini üzerimde hissettim. Umarım bu websitesindeki makaleleri okumaya ve dersleri araştırmaya devam edersiniz. Belki de Hazreti Muhammed’in (SAV) hadisleri ile Tevrat, Zebur ve İncil (Kitab-ı Mukkades’i = Kutsal Kitab’ı oluşturan kitaplar) hakkında ne düşündüğü ve nasıl kullandığı ile ilgili yazıyı okumak iyi bir başlangıç olacaktır. O makalenin linki buradadır. Tarihi kitapların güvenilirliğinin nasıl belirlendiği konusunda bilimsel bir merakınız varsa; ve Kutsal Kitab’ın güvenilir veya bozulmuş olup olmadığına bilimsel bir bakış açısından bakmak isterseniz, buradaki makaleyi okuyabilirsiniz.

Kutsal Kitap’ın bozulup bozulmadığını anlamak için Metinsel Eleştiri bilimi

“Neden Kutsal Kitap’ı okuyayım? Çok uzun zaman önce yazılmış, birçok çevirisi ve revizyonu olmuş – Gerçek mesajının zamanla değiştirildiğini duymuştum.” Kutsal Kitap’ı oluşturan Tevrat, Zebur ve İncil için söylenilen bu sözü çok duydum.

Birçoğumuz için Kutsal Kitap hakkında duyduğumuz tek şey budur. Ne de olsa iki bin küsür sene önce yazılmıştır. O zaman, Kutsal Kitap’ta okuduklarımızın, zamanında gerçek peygamberler ve yazarlar tarafından yazılmış olanlarla aynı olup olmadığı sorusuna cevap verebilir miyiz? Din haricinde, günümüzde okuduğumuz Kutsal Kitap’ın bozulup bozulmadığını gösteren bilimsel veya mantıksal nedenler var mıdır?

Metinsel Eleştirinin Temel Prensipleri

Bu soruyu soran birçok kişi, metinsel eleştiri denilen bir bilimsel disiplinle yanıt verileceğinin farkında değildir. Aynı zamanda, bu bir bilimsel disiplin olduğu için herhangi bir eski yazıya uygulanabilir. Bu makale, metinsel eleştiride kullanılan iki temek ilkeyi verecek ve bunları Kutsal Kitap’a uygulayacaktır. Bunu yapmak için bugün okuyabildiğimiz herhangi bir eski yazının zaman içinde korunduğu süreci gösteren bu figürle başlıyoruz.


Eski kitapların günümüze kadar nasıl geldiğini gösteren bir zaman çizelgesi

Bu diyagram, M.Ö. 500’de yazılmış bir kitabın örneğini gösterir. Ancak bu orijinal hali her zaman bu durumda kalmaz. Bu yüzden çürümeden, kaybolmadan veya yok olmadan önce, bir el yazması (MSS) kopyası (1. kopya) yapılır. Kopyalama işini kâtip olarak adlandırılan profesyonel bir grup insan yapar. Yıllar geçtikçe, kopyaların da kopyaları yapılır (2. kopya & 3. kopya). Bir noktada bir kopyası, bugün var olacak şekilde korunur (3. kopya). Örnek diyagramımızda bu kopya M.S. 500 yılında yapılmıştır. Bu, kitabın durumunu en erken bildiğimiz sürenin M.S. 500’den itibaren olduğu anlamına gelir.

Bu nedenle M.Ö. 500 ile M.S. 500 arasında geçen dönem (diyagramda x olarak etiketlenmiştir) bu döneme ait tüm el yazmaları kaybolduğu için kopya denetimi yapamayacağımız dönemdir. Örneğin, eğer 1. kopyadan yapılan 2. kopyada hatalar meydana geldiyse, bu belgelerden hiçbiri erişilebilir olmadığından birbirleriyle karşılaştırma yapamayız. Varolan kopyalardan önceki bu zaman dilimi (x dönemi) böylece metinsel belirsizlik aralığıdır – yolsuzluğun meydana gelmiş olabileceği yer. Bu nedenle, metinsel eleştirinin ilk prensibi, belirsizlik süreci azalacağından, bu x aralığı ne kadar kısa olursa, günümüzde belgenin doğru korunmasına daha fazla güvenebileceğimizdir.

Tabii ki, günümüzde genellikle bir belgenin birden fazla el yazması kopyası vardır. İki el yazması kopyamız olduğunu ve her birinin aynı bölümünde aşağıdaki ifadenin olduğunu varsayalım:


Bu bir varyant okumasını gösterir (birinde ‘Selin’, ötekinde ‘Pelin’ der), ama sadece birkaç el yazması ile hatanın hangisinde olduğunu belirlemek zordur

Bu elyazmasının gerçek yazarı ya Selin ya da Pelin hakkında yazmıştır ve bu elyazmalarının birinde hata vardır. Soru şudur – Hangisinde hata vardır? Mevcut kanıtlara göre karar vermek çok zordur.

Şimdi, aşağıda gösterildiği gibi, aynı eserin iki el yazması kopyasını daha bulduğumuzu varsayalım:


Şimdi elimizde dört elyazması vardır ve hatanın hangisinde olduğunu görmek daha kolaydır

Artık hangi elyazmasında hata olduğuna karar vermek daha kolaydır. Hatanın üç kez yinelenen aynı hata yerine bir kez oluşması daha olasıdır, bu nedenle MSS #2 kopya hatasına sahip olması ve yazarın Pelin hakkında değil, Selin hakkında yazması olasıdır. ‘John’ yozlaşmadır.

Bu basit örnek, metinsel eleştiride ikinci prensibi göstermektedir: Günümüzde ne kadar çok el yazması varsa, hataları tespit etmek, düzeltmek ve orijinalin ne dediğini bilmek o kadar kolay olur.

Tarihi kitapların Metinsel Eleştirisi

O halde, herhangi eski bir kitabın güvenilirliğine karar vermek için kullanılan bilimsel metinsel eleştirinin iki ilkesi var: 1) orijinal yazı ile ilk var olan el yazması kopyaları arasındaki sürenin ölçülmesi, 2) mevcut makale kopyalarının sayımı. Bu ilkeler tüm eski yazılar için geçerli olduğundan, aşağıdaki çizelgelerde gösterildiği gibi, (J. McDowell’ın Evidence That Demands a Verdict 1979 – Hüküm Gerektiren Kanıt kitabının 42-48 sayfalarından alınmıştır), hem İncil’e hem de diğer eski kitaplara uygulayabiliriz.

Yazar Yazıldığı
Tarih
İlk
Kopyası
Zaman
Aralığı
#
Sezar 50 BC 900 AD 950 10
Plato 350 BC 900 AD 1250 7
Aristoteles* 300 BC 1100 AD 1400 5
Thukydides 400 BC 900 AD 1300 8
Herodot 400 BC 900 AD 1300 8
Sofokles 400 BC 1000 AD 1400 100
Tacitus 100 AD 1100 AD 1000 20
Plinius 100 AD 850 AD 750 7

* herhangi bir yazısından

Bu yazarlar antik çağların önemli klasik yazarlarını temsil eder – modern uygarlığın gelişimini şekillendiren yazılar. Ortalama olarak, orijinal yazımından yaklaşık 1000 yıl sonrasındaki süreçte korunan yaklaşık 10-100 el yazması bize ulaşır.

Kutsal Kitap’ın Metinsel Eleştirisi

Aşağıdaki tabloda Kutsal Kitap yazıları (Özellikle İncil ya da Yeni Antlaşma) aynı noktalarla karşılaştırılır (P.W. Comfort’ın The Origin of the Bible 1992 – Kutsal Kitap’ın Kökeni kitabının 193. sayfasından alınmıştır.)

MSS Yazıldığı Tarih MSS Tarihi Zaman Aralığı
John Rylan 90 M.S. 130 M.S. 40 yıl
Bodmer Papyrus 90 M.S. 150-200 M.S. 110 yıl
Chester Beatty 60 M.S. 200 M.S. 140 yıl
Codex Vaticanus 60-90 M.S. 325 M.S. 265 yıl
Codex Sinaiticus 60-90 M.S. 350 M.S. 290 yıl

Kutsal Kitap’ın Metinsel Eleştirisinin Özeti

Yeni Antlaşma el yazmalarının sayısı o kadar fazladır ki, hepsini bir tabloda listelemek imkansızıdr. Yıllarca bu konuyu incelemiş olan bir bilginin de söylediği gibi:

“Bugün var olan Yeni Antlaşma’nın bölümlerinin 24000’den fazla MSS kopyası vardır … Başka hiçbir antik belge yoktur. Başka hiçbir belge bu sayıya veya onaylanmaya bile yaklaşmaya başlamaz. Buna karşılık, Homer tarafından yapılan ILIAD, 643 MSS ile halen ayakta olan ikinci eserdir.” (J. McDowell’ın Evidence That Demands a Verdict 1979 – Hüküm Gerektiren Kanıt kitabının 40. sayfası).

British Museum’da lider bir bilim adamı buna katılır:

 “Alimler, başlıca Yunan ve Romalı yazarların gerçek metnine sahip olduklarından memnundurlar … yine de, yazılar hakkındaki bilgilerimiz yalnızca bir avuç MSS’ye dayanır, oysa Yeni Antlaşma’nın MSS’si binlercedir…” – F.G. Kenyon (British Museum’ın eski müdürü) Our Bible and the Ancient Manuscripts. 1941 – Kutsal Kitap’ımız ve Eski El Yazmaları, sayfa 23.)

İlk Yeni Antlaşma belgeleri ile ilgili bir kitabım var. Şöyle başlar:

 “Bu kitap, Yeni Antlaşma metninin yaklaşık 2/3’ünü içeren…2. yüzyıldan 4. yüzyılın başlarına kadar olan süreci kapsayan (İ.S. 100-300)…Yeni Antlaşma’nın en eski 69 elyazmasını içerir.” (P. Comfort, ““The Text of the Earliest New Testament Greek Manuscripts – En Eski Yeni Ahit Yunanca El Yazmaları Metni” Önsöz, sayfa 17. 2001)

Başka bir deyişle, var olan bu el yazmaları çok eskidir, Yeni Antlaşma’nın orijinal yazmalarından sadece yüz kadar yıl sonradır. Bu el yazmaları Konstantin’den ve Roma kilisesinin yükselişinden de öncesine dayanır. Ayrıca Akdeniz’e yayılmış durumdalardır. Eğer bir bölgeden bazıları yozlaşmış olsaydı, farkı diğer bölgelerden gelen el yazmalarıyla karşılaştırarak görürdük. Ama hepsi aynıdır.

O halde, bundan nasıl bir sonuç çıkarabiliriz? Kesinlikle, en azından nesnel olarak ölçebildiklerimizde (mevcut MSS’lerin sayısı ile orjinal ve en eski MSS arasındaki zaman aralığı) Yeni Antlaşma (İncil) diğer klasik yazıların hepsinden daha fazla desteklenir. Kanıtların bizi getirdiği karar aşağıdakilerle özetlenebilir:

 “Yeni Antlaşma’nın ortaya çıkan metnine şüpheyle bakmak, tüm klasik antik çağların bilinmezliğe kaymasına izin vermektir, çünkü antik döneme ait başka hiçbir belge Yeni Antlaşma kadar bibliyografik olarak kanıtlanmaz.” – Montgomery, History and Christianity (Tarih ve Hristiyanlık) 1971. Sayfa 29.

Söylediği şey, tutarlı olmak için, eğer Kutsal Kitap’ın (İncil) güvenilirliğini sorgularsak, genel olarak klasik tarih hakkında bildiğimiz her şeyi de unutabiliriz – ve daha önce bunu hiçbir tarihçi yapmamıştır. Eğer, ilk yazılışından beri sadece 100 yıl sonrasına dayanan 24000 el yazması varken İncil’in değiştirildiğini düşünüyorsak, ilk var olan kopyası ile arasında 1300 yıllık bir boşluk olan ve günümüzde sadece sekiz adet el yazması olan Heredot’un yazılarının neden değiştirildiğini iddia etmiyoruz? Bu çok anlamsız.

İncil metinlerinin dönemler olarak değişmediğini, dillerin ve imparatorlukların var olan en eski MSS’lerin bu olaylardan önce gelmesinden beri gelip gittiğini biliyoruz. Örneğin, hiçbir papanın ya da Roma İmparatoru Konstantin’in İncil’i değiştirmediğini biliyoruz, çünkü Konstantin ve papanın zamanından daha önce el yazmaları vardı ve tüm bu ilk el yazmaları aynı olayları içerdiğini biliyoruz. Günümüzde İncilleri çevirmek için kullanılan el yazmaları, Hz. Muhammed SAV zamanından önce gelirler ve Kutsal Kitap’ın kendi zamanında bulduğu gibi olduğunu onaylamış olması (confirmed the Bible as he found it in his day) anlamlıdır çünkü, sadece kullanılmış olan el yazmalarından bile, onun gününden beri değişmediğini biliriz.

Günümüzdeki Kutsal Kitap’ları tercüme etmekte kullanılan el yazması kaynaklarının çok eski zamanlardan geldiği, aşağıdaki çizelgede gösterilmektedir.


Modern Kutsal Kitap’lar, çoğu İ.S. 100-300 yılları arasında olan ilk mevcut el yazmalarından tercüme edilir. Bu kaynak el yazmaları Konstantin veya diğer dini- siyasi güçlerden çok önce ve Hz. Muhammed SAV zamanından çok önce gelir

Özetlemek gerekirse ne zaman ne de Hristiyan liderler İncil’in ilk yazılarına yerleştirilen orijinal fikir ve mesajları bozmuştur. Günümüzde sahip olduğumuz binlerce ilk el yazmasından yazarların gerçekte ne yazdıklarını tam olarak aktardığını biliyoruz. Metinsel eleştiri bilimi İncil’in güvenilirliğini destekler.

Üniversite dersinde Metinsel Eleştiri

Kısa bir süre önce Kanada’nın Western Ontario Üniversite’sinde bu konuyla ilgili bir ders verme ayrıcalığım oldu. Aşağıda, bu soruyu kapsayan İngilizce dersin, 17 dakikalık bir videosu bulunmaktadır.

Şu ana kadar sadece Yeni Antlaşmanın – İncil’in metinsel eleştirisine baktık. Peki ya Eski Antlaşma’yı oluşturan Tevrat ve Zebur?  Aşağıdaki 7 dakikalık İngilizce videoda Eski Antlaşma’nın metinsel eleştirisini özetliyorum.